(2886 S. K. m. 75)
Dava: Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili müvekkilinin uzun yıllardan beri davalının kiracısı olduğunu en son 11.8.1994-1997 tarihleri arasında kira sözleşmesi düzenlendiğini, davalının diğer kiracılarla daha uygun kira bedelleri tespit edip sözleşme imzaladığı halde müvekkili tarafından kullanılan yer için fahiş fiyat istediğini ileri sürerek taşınmazın 11.8.1997 tarihinden itibaren uyarlama yapılmak suretiyle yıllık kira bedelinin 3.500.000.000 TL. olarak tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin 11.8.1997 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin yenilenmediğini, davacının kiracı değil fuzuli şagil olduğunu, ecrimisil tahakkuk ettirildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, istek halinde dosyanın Kartal Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu kiralanan yerin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 75. maddesinde tanımlanan şekliyle devletin özel mülkiyetinde ve hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir yer olduğu hususu duraksamayacak şekilde açıktır. Anılan yasanın 75. maddesinin 3. fıkrası hükmü uyarınca kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren işgalin devem etmesi hali sözleşmede hüküm bulunmasına bağlıdır. Aksi halde ecrimisil alınır. Davacı ile davalı arasında düzenlenen yazılı kira sözleşmesi 11.8.1997 tarihinde hukuken sona erdiği, bundan sonra taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmadığı iddia, savunma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. 11.8.1997 tarihinde süresi biten sözleşmede süre hitabında sözleşmenin herhangi bir ihtar ve ihbar vuku bulmaksızın yenileneceği hususunda bir hükümde bulunmamaktadır. Bu durumda davaya konu dönem için taraflar arasında anılan yasa hükümlerine göre düzenlenmiş ve varlığını sürdüren bir kira sözleşmesinden söz etmek mümkün değildir. Davada ileri sürüldüğü gibi kira parasının uyarlanması veya tespiti istemi öncelikle bir kira sözleşmesinin mevcudiyeti halinde söz konusu olur. Bu durumda davacı öncelikle adli yargıda kira parasının günün koşullarına uyarlaması veya tespiti biçiminde bir istekte bulunabilir.
Somut olayda taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığından davacının asıl amacı davalı idarenin 2886 sayılı yasanın 75. maddesine göre tarh ve tahakkuk ettirdiği ecrimisil miktarının günün koşullarına göre indirilmesi isteğidir. Bu nitelikteki istemin incelenip değerlendirilmesi de adli yargı yerine ait olmayıp idari yargı yerine aittir.
Mahkemenin bu yönleri gözardı ederek aksine düşüncelerle yazılı şekilde dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 17.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy