(4077 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Cep telefonu abonesi olan davacı, karşılığında hiçbir hizmet vermediği halde, davalının aylık sabit ücret adı altında kendisinden haksız olarak ücret almakta olduğunu öne sürerek, ödemiş olduğu aylık sabit ücretler tutarının faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 4502 sayılı yasanın yürürlük tarihi olan 29.1.2000 tarihinden önceki döneme rastlayan davacı taleplerinin idare mahkemesince hükme bağlanması gerektiği, bu tarihten sonraki dönem alacağının da yerinde olmadığı gerekçe gösterilerek görevden ve esastan davacının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı, davalı ile aralarındaki abonelik sözleşmesine dayanarak talepte bulunmuş olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde adliye mahkemeleri görevlidir. Bu tür davaların idare mahkemesinde çözümleneceğine dair özel bir yasal düzenleme de yoktur. O nedenle mahkemenin 4502 sayılı yasanın yürürlük tarihinden önceki davanın idare mahkemesinde görülmesi gerektiğine ilişkin kararı usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Davadaki uyuşmazlığın davalının davacı aboneden almakta olduğu aylık sabit ücretin bir hizmet karşılığında alınıp alınmadığı dolayısıyla davacının davalıya her ay sabit ücret ödeme borcunun bulunup bulunmadığında toplandığı anlaşılmaktadır.
Abone sözleşmesi ve imtiyaz sözleşmesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, abone sözleşmesinin imtiyaz sözleşmesinin bir sonucu olduğu, ona sıkı sıkıya bağlı bulunduğu, imtiyaz sözleşmesinin dava dışı bakanlığın kanundan doğan idari tasarruf hakkına dayalı olarak düzenlendiği, abone sözleşmesinin ise davalı Telsim'in vereceği GSM mobil telefon hizmetleri için genel işlem şartlarını da içerir şekilde davalı tarafından düzenlenmiş ve Bakanlıkça da onaylanmış tek tip bir sözleme olduğu, sonucuna ulaşılmaktadır.
Gerek abone sözleşmesinde, gerek imtiyaz sözleşmesinde, aylık sabit ücretin hizmet verilmese dahi sözleşme ilişkisi devam ettiği sürece aboneden alınacağına dair, bir hüküm bulunmamaktadır.
Aksine özellikle imtiyaz sözleşmesinde sözleşmenin hizmetlerin pazarlanmasını kapsadığı GSM mobil telefon hizmetinin abonelere sağlanan telekomünikasyon hizmeti olduğu vurgulanmış, verilecek hizmetler de açıklanmıştır. Esasen davalı Telsim'de sabit ücretin bir hizmet karşılığında alınmakta olduğunu savunmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, davalı Telsim'den tarifelerde yazılı bulunan ücretlerin özellikle aylık sabit ücretin hangi hizmetler karşılığı olarak belirlendiklerine ait, varsa kayıt ve belgeleri isteyip, dosya içine almak, aylık sabit ücret karşılığında davalı aboneye ücrete tabi diğer hizmetler dışında ayrıca bir hizmet verilip verilmediği hususunda, GSM mobil telefon sistemi ve hizmetleriyle ilgili konularda uzmanlıkları belirlenen bilirkişi veya kurulundan taraf ve Yargıtay denetimine elverişli, dayanaklarını gösterir, gerekçeli düşünce de alınmak suretiyle saptamak, bunun sonucuna uygun olarak bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemenin, taraf iddia ve savunmalarıyla dosyadaki delilleri değerlendirmede yanılgıya düşerek, somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar vermesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
3- 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 23. maddesinin 3. fıkrasında, tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve bakanlıkça açılacak davaların, her türlü resim ve harçtan muaf oluğu belirtilmiştir. Bu hüküm tüketicilerin ve tüketici örgütlerinin kolaylıkla dava açmalarını sağlama amacına yönelik olup, bu nedenle dava açarken bunlar, harçtan sorumlu tutulmamışlardır. Mal ve hizmet sunan satıcıların harçtan sorumlu tutulmamasına ilişkin, yasada bir hüküm yoktur. Dava sonunda dava kabul edildiği takdirde davanın değerine göre davalının harçtan sorumlu tutulması hükmü temyiz ettiklerinde de bunlardan temyiz harcının alınması, harçtan sorumlu tutulması hükmü temyiz ettiklerinde de bunlardan temyiz harcının alınması, harçlar kanunun amir hükümleri gereğidir. Davanın reddi halinde ise davacılar harçtan muaf oldukları için bunlardan harç alınmaması gerekir. Davacıdan temyiz dilekçesiyle birlikte temyiz harcı alınmış olması da usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci, ikinci ve üçüncü bentlerde belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy