(818 S. K. m. 96)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Ahmet Mutlu ile davacı vekili avukat Akgün Onur, Aydın Zevkliler ve vekili avukat Doğan Değirmenci'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıyla aralarında düzenlemiş bulundukları ortaklık ve kira sözleşmesi gereğince davalının kendisine olan bakiye 370.000.000.000 TL borcuna karşılık 15.000 lot Metaş A.Ş., 50.000 lot da aktif finans hisse senedi verdiğini, bu senetleri tahsil amacıyla bankaya ibraz ettiğini, senetlerin yasaklı olmalarından dolayı Takasbank tarafından kabul edilmediğini, davalıya ihtarnamelerle durumu bildirmesine rağmen bir sonuç elde edemediğini, senetleri paraya çeviremediğini ve zarara uğradığını ileri sürerek bu senetlerden dolayı alacağı olan 370.000.000.000 TL. nın ve ihtarname tarihine kadar işlemiş 14.800.000.000 TL işlemiş faiz alacağının, ihtarname tarihinden dava tarihine kadar işlemiş reeskont faizi alacağı olan 185.986.660.000 TL. nın ve ayrıca bu paraların zararını karşılamaması nedeniyle 89.776.673.000 TL munzam zarar alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya davaya konu hisse senetlerini vermekle borcundan kurtulduğunu, davalının uzun süredir borsa içinde olduğunu, borsada işlem yasağı bulunduğunu, bu hususların kendisinden kaynaklanmış olabileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının sözleşmeden doğan borcunu yasaklı olan hisse senetleri ile ödediği, davacının bu yasaklılık nedeniyle alacağını geç aldığı ve zarara uğradığını gerekçe göstererek vazgeçme nedeniyle asıl alacağın ve bunun işlemiş 14.800.000.000 TL faizine ilişkin talebin reddine, bilirkişi raporu esas alınarak 185.986.660.000 TL işlemiş reeskont faizi ve 89.776.673.000 TL munzam zararın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bu davaya konu olay nedeniyle davalı ve onun eşi aleyhine Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin 1998/33 esas sayılı dosyası ile dolandırıcılık suçundan dolayı açılan ceza davasının yargılaması sırasında 13.3.1998 günlü oturumda, müşteki sıfatıyla verdiği ifadesinde, davalının eşinin Metaş hisse senetlerinin yasaklı olduğunu kendisine söylediğini kabul etmiş, 14.10.1997 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamesinde de davalının eşinin manipilatör olması nedeniyle senetlerin satışın gerçekleştirilemediğini, dolayısıyla senetlerin nakte çevrilememiş olmasının senede bağlı değil, şahsa bağlı bir olgu olduğunu kabul etmiştir. Nitekim sermaye piyasası kurulunun, gerek ceza dosyasına ve gerekse bu dosyaya çeşitli tarihlerde gönderdiği yazılar birlikte değerlendirildiğinde, sözleşme tarihi itibariyle davaya konu hisse senetlerinin borsada işlem yapmaya açık tutuldukları, gerek davacının ve gerekse davalı ile onun dava dışı eşi Halil Güvener'in sözleşme tarihinden öncesinden beri borsada işlem yapmalarına yasak getirildiği, bu yasağa davacı ile davalının eşinin şirketinin Metaş A.Ş. hisse senetleri üzerindeki manipilatör hareketlerinin neden olduğu, davacının 1992 yılından beri borsada işlem yaptığı anlaşılmaktadır. Borsayla bu kadar yakından ilgili olan davacının, davaya konu hisse senetlerine yasak getirilmesini bilmemesi az yukarıda açıklanan ihtarname kapsamına, ceza dosyasındaki ifadesine ve hayatın olağan akışına ters düşer. Kaldı ki, Sermaye Piyasası Kurulu ceza dosyasına gönderdiği 5.1.1998 tarihli yazısında, davacıya getirilen işlem yasağından dolayı davacının anılan hisse senetlerinin satışına ilişkin talebinin kabul edilmediği ve böylece hisse senetlerinin nakde çevrilmemesine davacının şahsından kaynaklanan hususların neden olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda yargılama sırasında asıl alacağa ilişkin talebinden vazgeçen davacı, kendi kusurundan kaynaklanan nedenlere dayanarak davalıdan munzam zarar ve işlemiş reeskont faizi isteyemez. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 09.07.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy