(818 S. K. m. 538)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü :
Karar: Davacı, davalıya ortak bir estetik ve güzellik salonu açma konusunda anlaşmaya vardıklarını, bu amaçla bir dükkan kiraladıklarını, dükkanın amacına uygun hale getirilmesi için bir kısım harcamalar yaptığını, Ağustos-Aralık 1996 dönemi kira parasını ödediğini, ortaklığa alet ve edavat alınması amacıyla davalı adına çekilen kredileri kendisinin ödediğini, buna rağmen davlının kendisini işyerine sokmadığını ileri sürerek dükkanın amacına uygun hale getirilmesi için yaptığı 3.718.444.500 TL masrafın, kira olarak ödediği 175.000.000 TL.nın, kredili olarak çekilen ve tarafınca ödenen 438.926.556 TL ile 212.077.954 TL.nın davlıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıyla aralarında ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davacının yanında işçi olarak çalıştığını, kiralanana yapılan masrafların tamamını kendisinin karşıladığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında yazılı sözleşme olmasa da davalının tanık dinletilmesine muvafakat ettiğini, bu muvafakat karşısında dinlenen davacı tanıklarının taraflar arasındaki ortaklık ilişkisini doğruladıklarını ve kredi borcu dışında diğer masrafların davacı tarafından yapıldığını beyan ettiklerini, davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı bir alacak davası olduğunu gerekçe göstermek suretiyle bilirkişi raporu esas alınarak toplam 3.724.000.000 TL.nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre her iki tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı ile ortak bir güzellik salonu açtıklarını, açılan bu salona masraf yaptığını, ortaklık için bankadan çekilen kredi borçlarını ve kiralananın kira borçlarını ödediğini, davalının kendisini ortaklığa sokmadığını ileri sürerek ortaklığa yaptığı masrafların ödetilmesini istemiştir. Davalı, her ne kadar ortaklık ilişkisini inkar etmiş ise de onun açık muvafakati sonucu dinlenen tanıklar, ortaklık ilişkisini doğruladıkları gibi davacı tarafından davalıya gönderilen 1.11.1997 tarihli ihtarname içeriğine göre de tarafların 1997 yılı Ocak-Ekim ayları arasında ortaklık ilişkisini fiilen birlikte yürüttükleri, bu tarihten sonra davacının ortaklıktan ayrıldığı, dosya içindeki 24.4.2000 tarihli bilirkişi raporuna göre de keşif tarihi itibariyle ortaklığın faaliyetinin durdurulduğu ve ortaklık için kiralanan taşınmazın boş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, ortaklığa sermaye olarak koyduğu ve davaya konu ettiği tutarın kendisine davalı tarafından aynen ödenmesi gerektiği halde ödenmediğini ileri sürdüğüne göre bunu sebepsiz zenginleşme kurallarına dayanarak davalıdan isteyemez. Davacının talebi, ortaklığa sermaye olarak konulan paranın ve ortaklığa yapılan masrafın tahsiline ilişkin olup, bu durumda mahkemece davacının isteminin ortaklığın fesih ve tasfiyesi isteğini de kapsadığı göz önünde bulundurularak Borçlar Kanununun 538 ve devamı maddeleri hükmünce gerekli inceleme ve araştırmaları yapıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hukuki tavsifte hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunanın her iki taraf yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy