(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü :
Karar: Davacı, miras bırakanı ile davalı arasında 1.5.1995 tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu, murisin ölümünden sonra davalı kiracının 1.7.1996 ila 17.10.1998 tarihleri arasındaki kira bedelinden hissesine düşen kısmı ödemediğini ve bu miktarın tahsili için yaptığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, kira bedellerini davacının talimatıyla dava dışı üçüncü şahsa ödediğini savunmuş ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece verilen 4.11.1999 günlü ilk karar davalının temyizi üzerine dairemizin 8.5.2000 günlü ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 487.642.835 TL yönünden itirazın iptaline, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça da temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK.nun 67/2. maddesi hükmü uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması, yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kavuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yatırımdır.
Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, yalnız değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne varki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7. maddesi gereğidir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )numaralı bent gereğince mahkeme kararının hüküm bölümünün üç numaralı bendinin karardan tamamen çıkartılarak yerine aynen (hükmedilen 487.642.835 TL üzerinden hesap edilecek % 40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasına, 26.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy