(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Murat Bozkurt gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıya ait mecurda kiracı olduğu halde davalı tarafından 3091 sayılı yasa hükümlerinden yararlanılarak eşyalarının boşatıldığını, bu nedenle maddi manevi zarara uğradığını belirterek, tahliyeyi gerçekleştirilen nakliye şirketine ödemek zorunda kaldığı 523.250.000 TL. ile davalının tasarrufunda kalan birer adet şofben ve klimanın bedeli olan 350.000.000 TL. nın maddi, 5.000.000.000 TL. nın da manevi tazminat olarak ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine ilişkin ilk hüküm Dairemizce, davacının açmış olduğu kiracılığın tesbitine ilişkin davanın kabul edilerek kesinleşmiş olması karşısında işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahkemece 8.11.2001 tarihli ara kararı ile maddi tazminata ilişkin bozma kararına uyulmasına, manevi tazminata ilişkin bozma sebebi yerinde görülmediğinden uyulmamasına karar verildikten sonra yapılan yargılama sonunda toplam olarak 873.250.000 TL. maddi, 500.000.000 TL. da manevi tazminatın ödetilmesine hükmedilmiş; karar, bu kez davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı vekili 29.1.2002 tarihli celsede dava konusu olan şofben ve klimanın davacıya ait depoda bulunduğunu, istenildiği takdirde davacıya teslim edebileceklerini, davacı vekili de aynı tarihli celsede eşyalar mevcutsa alabileceklerini bildirmiştir. Eşyaların iade edilmeyeceğine dair davacı tarafından herhangi bir delil ve belge ibraz edilmemiştir. Bu durumda mahkemece eşyaların mevcutsa aynen iadesine, değilse bedellerinin tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sadece bedellerinin tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3- Mahkemece, davanın reddine ilişkin ilk hüküm Dairemizce bozulduktan sonra, 8.11.2001 tarihli celsede verilen ara kararı ile maddi tazminatın reddine ilişkin bozma sebebi yerinde görüldüğünden uyulmasına, manevi tazminata ilişkin bozma sebebi ise yerinde görülmediğinden uyulmamasına karar verilip bu karar tefhim edilmiştir. Başka bir ifade ile manevi tazminatın reddine ilişkin ilk hükümde direnilmiştir. Bu durumda, bu yöndeki mahkeme kararı davalı lehine kazanılmış bir usulü hak doğurmuştur. Mahkemenin daha sonra bu kararından dönerek davacı lehine manevi tazminata hükmedilmiş olması, kazanılmış usulü hakkın ihlal niteliğinde olup doğru değildir. Bu nedenle mahkemece manevi tazminata ilişkin önceki red kararında ısrar edildiğine göre, manevi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 25.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy