(818 S. K. m. 53) (1086 S. K. m. 275, 286)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı Opel Türkiye Limited Şirketi'nin ithal ettiği, diğer davalı bayii Karalar Otomotiv Ltd. Şti. nden 2.11.1998'de satın aldığı Opel Astra'nın 4.11.1998'de aracın sağa çektiğini farketmesi üzerine servise müracaat ettiği, rot balans ayarı yapılıp teslim edildiğini, ancak şikayetin giderilemediğini, 9.4.1999 tarihinde de seyir halinde iken aracın aniden sağa çekmesi nedeni ile direksiyon hakimiyetini kaybedip sağ taraftaki elektrik direğine çarptığını, kapıların açılıp emniyet kemeri takılı olduğu halde fonksiyonunu yerine getirmeyerek hem kendisinin hem de yanında oturan arkadaşı Lütfü Bulut'un araçtan dışarı fırladıklarını, kendisinin ağır yaralandığını, arkadaşı Lütfü'nün de öldüğünü, kazanın tamamen araçtaki teknik ayıptan meydana geldiğini bildirerek, 5.000.000.000 TL. maddi, 5.000.000.000 TL. hasar bedeli ve 40.000.000.000 TL. manevi tazminatın ödetilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının ilk müracaatından sonra şikayetinin giderildiğini, sağa çekme şikayeti ile başka bir başvurunun olmadığını, imalat hatasının bulunmadığını, kazanın davacı kusuru ile meydana geldiğini bildirerek, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacı sürücüye % 60 araçtaki teknik hatayı % 40 kusurlu bulan 20.8.2001 tarihli son bilirkişi raporu hükmü esas alınarak, 5.000.000.000 TL hasar bedeli ve 1.000.000.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, maddi tazminat talebinden vazgeçildiğinden bu istek için karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı Opel Türkiye Ltd. Şti. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacının 2.11.1998'de sıfır km. Opel Astra aracı satın alıp, 4.11.1998'de sağa çekme şikayeti ile servise müracaat ettiği ve rot balans ayarının yaptırılıp aracın davacıya teslim edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık aracın teknik arızası nedeni ile sağa çekmesi ve direğe çarpması sonucu oluşan hasar bedeli ile maddi ve manevi tazminat isteğinden kaynaklanmaktadır. 9.4.1999'da meydana gelen kaza nedeni ile davacı hakkında dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyetten Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava sonucunda, davacının kusuruna ilişkin delil elde edilemediğinden beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu beraat kararı, maddi olguyu tam olarak belirleyemediğinden ve yeterli delil elde edilemediğinden verilmiş olduğundan B.K.nun 53. maddesi gereğince hukuk hakimini bağlamaz. Esasen bu yön mahkemenin de kabulünde olduğundan değişik tarihlerde 3 kez bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosya içerisindeki belgelerden, davacının 4.11.1998'de sağa çekme şikayeti ile başvurduktan sonra, 26.12.1998'de yol bilgisayarının çalışmadığı, 25.2.1999'da şoför koltuğundan rahatsız edici ses geldiği, 1.4.1999'da aracın sağ ön kapı cam düğmesinin arızalandığı şikayetleri ile servise başvurduğu ve bu şikayetlerin giderildiği anlaşılmaktadır. Davacı, 4.11.1998 tarihli başvurusunda, şikayetinin aracın sağa çekmesi olarak bildiği halde ondan sonraki başvurularında buna ilişkin bir istekte bulunmadığına göre, 4.11.1998 tarihli başvurusunda aracın sağa çekme yönündeki arızanın giderildiğinin kabulü zorunlu hale gelir. Davacı her ne kadar müteaddit defalar sağa çekme şikayeti ile servise sözlü başvurduğunu bildirmişse de, az yukarıda açıklanan servis formlarında buna ilişkin bir arızanın varlığı belirtilmediğinden, bu olgunun tanık anlatımları ile de isbatı mümkün değildir. Mahkeme HUMK. nun 275. maddesi gereğince çözümü özel bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi mütalaasına başvurulabilir. Ne var ki, aynı yasanın 286. maddesi gereğince bilirkişi raporları hakimi bağlamaz. Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda 4.11.1998 tarihli servis formundaki şikayetinden sonra servise yaptığı başvurularda aracın sağa çektiğine ilişkin şikayetinin bulunmamasının üzerinde durulup gerekli açıklama yapılmadığı gibi araç kazadan sonra hurda haline geldiğinden kaza anındaki teknik arızanın varlığı da açık ve belirgin değildir. Davalıların somut olayda sorumlu tutulabilmeleri için olayın meydana gelmesi ile eylemleri arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Davacının aracın sağa çekmesi nedeni ile kazanın meydana geldiğine ilişkin iddiası az yukarıda açıklanan maddi olgularla kanıtlanamamıştır. Kaldı ki, davalı somut olaydaki gibi rot ve direksiyondaki arızası bulunan ve iddiasında olduğu gibi sağa çeken aracı trafiğe çıkarmakla da tam kusurludur. Değinilen bu yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı Opel Türkiye Ltd. Şti. lehine BOZULMASINA, 2. bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy