(1086 S. K. m. 76)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile 1992 de evlendiklerini ikisinin de öğretmen olduğunu 20.8.1993 de üye oldukları kooperatife aidatları kendisinin ödediğini kaba inşaat olarak aldıkları taşınmazın ince işlerini kendisinin yaptırıp parasını kendisinin ödediğini ancak tapuda davalı adına kaydedildiğini arada sorunlar çıktığını ileri sürerek taşınmazın dava tarihi itibarı ile keşfen belirlenecek değerinin %75 olan katkı payının tahsilini talep etmiştir.
Davalı olağanüstü hal bölgesinde görev yaptığını, maaşının daha fazla olup birikim ve tazminatıyla ödemeleri kendisinin yaptığını davacının sadece inşaatta çalıştığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının ailenin bakım ve iaşesini karşılama zorunluluğunda olduğu, evlilik birliği içinde kendisine araç alıp evi geçindirdiğini ve bunun yanında dava konusu taşınmazın alımına katkıda bulunduğunu kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Tarafların 1992 yılında evlendikleri, her iki tarafında öğretmen olduğu, davalının 20.8.1993 de uyuşmazlığa konu yapılan kooperatife üye olup, daha sonra bu taşınmazın davalı adına tapuya tescil edildiği yönünden taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Yanlar arasındaki uyuşmazlık davacının bu taşınmazın ediniminde katkısının olup olmadığı noktasından kaynaklanmaktadır. Yerel mahkeme davacı kocanın ailenin bakım ve iaşesini karşılama zorunda olduğu, evlilik birliği içeresin de kendisine araç satın almak suretiyle evini geçindirdiği bunun dışında dava konusu taşınmazın davalı adına tescilinde katkıda bulunduğu kanıtlanamadığından dava reddedilmiştir. Tarafların öğretmen olduğu evin infak ve iaşesinin davacı kocaya ait olduğu yasa hükmü gereğidir. Ne var ki davacının bunun dışında uyuşmazlığa konu teşkil eden konutun edinmesinde katkısının varlığı halinde bunu istemesinde herhangi bir yasal engel de bulunmamaktadır. Dosyada yer olan belgelere göre davacı mahkeme gerekçesine konu teşkil eden aracı kooperatif üyeliği tarihinden çok sonra edinmiştir. Kaldı ki, davalının da Türkiye İş Bankasında döviz ve Türk parası hesaplarının bulunduğu da açıktır. Davalının kendi kazancından kendisi için de bir takım harcamalar yapması mümkündür. Mahkemece bilgisine başvurulan davacı tanıkların birbirlerini doğrulayan ve tamamlayan ifadelerden uyuşmazlığa konu teşkil eden taşınmazın kazanılmasında katkısının olduğunu bildirmişler davalı tanıkları ise davacının her hangi bir katkısı olmadığına ilişkin aksine beyanda bulunmamışlardır. Açıklanan bu delilere göre, davacının ailenin infak ve iaşesi yanında davaya konu teşkil eden taşınmazın kazanılmasında katkısının varlığı açık ve belirgindir. Mahkemece her iki taraf kamu görevlisi olduğuna göre dönem içerisinde maaş bordroları getirtilmeli davacının yükümlü olduğu ifak ve iaşesi giderleri çıktıktan sonra hangi oranda katkıda bulunduğu gerektiğinde tanıklar yeniden dinlenmek suretiyle belirlenip bu konuda uzman bilirkişi görüşüne başvurulması ve hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirir.
3-Davalının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik bozma nedenine göre gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereği temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 3. bent gereği davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına peşin harcın istek halinde iadesine, 20.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy