(2004 S. K. m. 40)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilâmda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, aleyhine sonuçlanan tazminat davası ve başlatılan icra takibi üzerine 650.000.000 TL ödemek zorunda kaldığını ancak kararın Yargıtay'ca bozulması sonrasında yapılan yargılamada davanın reddedildiğini öne sürerek 650.000.000 TL'nin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş;hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İİK.nun 40. maddesine göre, bir ilanın hükmü icra edildikten sonra Yargıtay'ca bozulduğunda, aleyhinde icra takibi yapılmış olan kimsenin his veya o kadar borcu olmadığı kat'i bir ilamla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur. Bunun için ayrıca dava açmaya gerek yoktur. Olayımızda davacının bozma üzerine kesinleşen ilamla borçlu olmadığı anlaşıldığına göre, icranın eski hale iadesinin istenmesi yeterli olacaktır. Bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur. Davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA,peşin harcın istek halende iadesine, 24.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy