(1086 S. K. m. 293)
Dava : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya 14.8.1991 ve 21.8.1991 tarihlerinde banka havalesi ile borç olarak toplam 3000 DM gönderdiğini, geri ödememesi sebebiyle icra takibi yaptığını ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacının havaleler ile kendisine borç para göndermediğini, yurtdışında yaşadığı için 3. kişilere olan borçlarının ifası ve inşaatına harcama yapması için para gönderdiğini ve talimatı doğrultusunda paraları kullandığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, davalının asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, icra takibinin 3000 DM asıl alacak ve takip tarihinden yasal faiz ile devamına karar verilmiş; bu hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya havaleler ile borç para gönderdiğini iddia ederek bu paranın tahsili için yaptığı icra takibine itirazın iptalini istemiş, davalı borç para verilmediğini savunmuştur. Davalının bu savunması gerekçeli inkar olup, karz ilişkisini davacının kanıtlaması gerekir. Mahkemece taraflar arasında enişte-kayınbirader akrabalık ilişkisi olduğu ve HUMK 293/4 maddesi gereğince yazılı belge ile ispat aranamayacağı gerekçesi ile tanık dinlemiş ve tanık beyanlarına itibar ederek davanın kısmen kabulüne karar vermiş ise de olayda taraflar arasında HUMK 293/1 maddesinde öngörülen anlamda akrabalık ilişkisi yoktur. Davalı da açıkça tanık dinlenmesine muvafakat etmediğini bildirdiğinden tanık dinlenemez, dinlenen tanık beyanlarına değer izafe edilerek karar verilemez. Davacının davalıya iki adet havale ile para gönderdiği tartışmasız olup havale ödeme vasıtasıdır. Bu durumda gönderilen paranın ödünç olarak gönderildiğini ispat külfeti davacıdadır. Davacı bu iddiasını ispat edecek yazılı belge ibraz edemediğinden, dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayandığını bildirdiğinden, mahkemece davacıya, davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy