(818 S. K. m. 49, 98/2, 249, 250)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait daireyi 1.11.2001 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığını, ancak 14.12.2001 tarihinde yağan yağmur sonucu logar tepmesi sonucu oturduğu evin eşyaları ve halılarının kullanılmaz hale geldiğini 16.12.2001 tarihinde mutabakat ile mecuru boşaltmak zorunda kaldığını ileri sürerek, mecura girerken yaptığı boya, badana,parke, cila masrafı, yeni bir ev bulmak için verdiği emlak komisyoncu ücreti ile taşınma masrafları, peşin ödediği ayın 1/2 kirası, halı temizleme masrafı ve sıhhi tesisat bakım ve tamir ücreti olmak üzere 541.000.000 TL maddi ve 500.000.000 TL manevi tazminatın faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı, binanın 22 yıllık olup daha evvel bir kez daha logar tepmesine maruz kaldığını, olayın İZSU kanalizasyon hatasından kaynaklandığını, kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 541.000.000 TL maddi, 400.000.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Kiralayan BK. 249. maddesi gereğince kiralananı akitten maksut olan kullanmaya salih bir halde kiracıya teslim etmek ve kira müddeti zarfında da bu halde bulundurmak mecburiyetindedir.
Yine BK. 250. maddesi "kiralanan, kira müddeti zarfında kiracının bir kusuru olmaksızın akitten maksut olan kullanmak mümkün olamayacak veya ehemmiyetli surette azalacak bir hale düştüğü takdirde, kiracı ücretten mütenasip bir miktarın tenzilini talep edebileceği gibi, ayıp münasip bir müddet zarfında bertaraf edilmezse akdi dahi feshedebilir. Kiralayan, kendisinin bir kusuru olmadığını ispat edemezse tazminat ile mükellef olur" hükmünü getirmiştir. Dava konusu taşınmazı kanalizasyon suları basması sonucu davacı eşyalarının hasar gördüğü ve bu nedenle akti feshederek mecuru tahliye ettiği taraflar arasında tartışmasızdır. Davalının, daha öncede bu şekilde, mecurun logar tepmesine maruz kaldığını bildirmek suretiyle, bunu önleyici herhangi bir tedbir almadığından olayın meydana gelmesinde kusurlu bulunduğu da anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı kiracı akti feshedip çıkmakta haklı olduğu gibi, davalı kiralayan da davacının uğradığı zararları tazminle mükelleftir. Davacı, 1 yıl oturmayı düşünerek dava konusu taşınmazı kiralamış, taşınmazın boya, badanasını yaptırıp parkelerini cilalatmıştır. Ancak kanalizasyon suyu basması nedeniyle taşınmazı kısa bir süre sonra tahliye etmek zorunda kaldığına göre, davacı bu nedenle yaptığı masraflar ile yine peşin ödediği son ay kirasından tahliye ettiği tarihe göre kalan kısma ilişkin bedeli ve kanalizasyon suyu basması sonucu kirlenen halıların temizleme ücretini istemekte haklıdır. Ancak, davacı yeni tuttuğu evin kiralanması için komisyoncuya ödediği ücreti ve o yere taşınmaz için yaptığı masrafını zaten kendisi kiracı olup, kira müddeti sonunda da bu masrafı yapmak zorunda olduğundan davalıdan isteyemez. Keza, talep ettiği sıhhi tesisat bakım ücretinin de yapıldığına dair ispatlayıcı belge ve bilgi bulunmadığından bu kalem alacağı da isteyemez. Mahkemece, sadece boya, badana, parke cilası, halı temizleme masrafı ile tahliye tarihinden sonraki süreye ilişkin olarak peşin ödediği kira bedeli hakkında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bütün kalemlere dair isteğin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-BK. 98/2. maddesi delaletiyle 49. maddesine dayanılarak manevi tazminat istenebilmesi için davacının şahsiyet haklarının hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğraması gerekir. Dava konusu olay nedeniyle davacı kiracının kişisel hakkının ne şekilde tecavüze uğradığı kararda açıklanıp belirtilmemiştir. Esasen meydana gelen olay nedeniyle davacının şahsiyet haklarının hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğradığının kabulü de mümkün değildir. Mahkemece manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte yazılı nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 4.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy