(4721 S. K. m. 3, 763, 985)
Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Ali Kaan D. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, kendi üzerinde kayıtlı biçerdöveri davalı Fikret M'e satıp teslim ettiği halde parasını alamadığını, davalı Fikret M'in muvazaalı olarak yaptığı satışlar neticesi edindiği sahiplik belgesi ile biçerdöveri diğer davalı Ali Kaan D'e noterden satıp teslim ettiğini bildirerek davalılar adına mevcut tescil belgelerinin iptali ile biçerdöverin kendi adına tescilini talep etmiştir.
Davalılardan Fikret M. davaya cevap vermemiş diğer davalı Ali Kaan D. kendisinin sahiplik belgesi olan Fikret M.ten noterden yapılan satışla ve iyiniyetli olarak biçerdöveri satın aldığını bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece biçerdöverin mülkiyetinin davacı ismet Güler'e ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı Ali Kaan D. tarafından temyiz edilmiştir.
Satışa konu biçerdöver 2918 sayılı kanun kapsamında değildir. Biçerdöever menkul niteliğinde olduğundan Medeni Kanunun 763. maddesi gereğince taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri yeterlidir. Somut olayda davacı menkul niteliğindeki biçerdöveri davalılardan Fikret'e satıp zilyetliğini devretmiştir.
Hükmü temyiz eden davalı Ali Kaan D. kötüniyetli olmadığını, biçerdöveri sahiplik belgesine dayanan diğer davalıdan noter satış senedi ile aldığını, kendi bayisini ise satış vesilesi ile tanıdığını, davacıyı da tanımadığını bildirmiştir. Medeni kanunun 3. maddesi gereğince subjektif hüsnüniyetin vücudu asıldır. Hal böyle olunca alıcının kötüniyetli olduğunu ileri sürenin bunu ispat etmesi gerekir.
Dosyada yer olan delil ve belgelerden davalının kötüniyetli olduğu ispat edilememiştir. Kaldı ki Medeni Kanunun 985. maddesi gereğince taşınır malın zilyedi onun maliki sayılır. Davalılardan Ali Kaan D. taşınır nitelikteki biçerdöveri zilyedinden satın aldığına göre getirilen bu hak karinesinden de istifade eder. Açıklanan bu nedenlerle temyiz eden davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şeklide hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy