(1086 S. K. m. 381, 388)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile 1998 yılında evlendiklerini, bu evlilik sırasında 22.1.1998 tarihli çeyiz senedi düzenlendiğini, geçimsizlik nedeniyle ayrılmak zorunda kaldığını ve senette belirtilen eşyaların davalıda kaldığını, kendisine verilmediğini ileri sürerek, senette yazılı bulunan tüm eşya ve altınların aynen, olmadığı taktirde bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, davacının yatak odası takımı ile 120 gr bilezik getirdiğini bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişinin 12.6.2002 tarihli raporunda belirttiği 40 kalem eşya ile 10 adet iç çamaşırının aynen iadesine, mümkün olmadığı taktirde bedelleri toplamı olan 3.041.500.000 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bilirkişinin raporunda belirttiği 15 adet burma bilezik, 1 adet set takımı, 2 çift küpe, 1 adet kol saati, 2 adet künye ve 5 adet yüzük toplamı değeri 4.265.000.000 TL yönünden davacının talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-Davalı, yargılama aşamasında çeyiz senedindeki imzaya itiraz etmiştir. Mahkemece, imza incelemesi yapılıp, sonucuna göre delillerin taktir ve değerlendirmesi gerekirken bu yön gözönünde tutulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. Bozma nedenidir.
2-Hüküm altına alınan eşyaların değeri ayrı ayrı gösterilmemiştir. HUMK. 388/5. maddesi, hükmün sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her bir hakkında verilen hükümle, taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir. Gerekçeli kararın da kısa karara uygun düzenlenmesi zorunludur ( HUMK. 381/2 ).
Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararla, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda, hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer ve davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. ve 2. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle bozma nedenine göre davalının diğer ve davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 6.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy