(1086 S. K. m. 76)
Dava: Taraflar arasındaki ecrimisil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan Besim A. ile 1990 yılında ortak işletmekte oldukları iki mağazayı ayırmaya karar verdiklerini, ne var ki, davalının anlaşmaya uymayıp, kendisini dükkana sokmadığını ve tek başına işlettiğini, sonra da oğluna ait davalı şirkete devrettiğini, ortak olan işyerinden yararlanamadığını ileri sürerek, 1.12.1990 tarihinden itibaren hesaplanan 7.300.000.000TL. ecrimisil alacağının %85 faizi ile birlikte, her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınmasını istemiştir.
Davalılar, davacı ile Besimin ortaklığı ayırdığını, ortak olan dükkanda şirketin kiracı olduğunu, şirketin davacıya 25650DM. kira borcunun olduğunu, taşınmaza yapmış oldukları, faydalı giderlerinde, davacının alacağından tenzili gerektiğini bildirerek davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada, tarafların ileri sürdükleri, vakıalara uygun hukuk kaidesini bulmak ve uygulamak, hakimin doğrudan görevidir. Tarafların ileri sürdükleri, vakıaların mahiyeti hakkında yapmış oldukları hukuki nitelendirmeler ( hukuki sebepler ) hükme yardımcı olursa da, hakim bunlarla asla bağlı değildir. ( HUMK. md.76 )
Davacı, davalı Besim A. ile ortaklıklarını ayırmaya karar verdiklerini, ancak davalının bu anlaşmaya uymayarak, mülkiyeti de ortak olan taşınmazdan kendisini yararlandırmadığını, bir süre sonra da oğluna ait şirkette devrettiğini, ileri sürerek, taşınmazdan 1.12.1990 tarihinden bu yana yararlanamadığı için, ecrimisil alacağının ödetilmesini istemiştir. Davalı şirket ise, taşınmazda kiracı olduğunu bildirmiştir. Davalının bu savunmasına ise, davacı karşı koymayarak, mahkemeye ibraz ettiği 28.12.1999 ve 10.3.2000 tarihli dilekçelerinde, davalının taşınmazda kiracı olduğunu kabul etmiş, ancak davalının taşınmazda yaptığı faydalı giderlerin kira alacağından indirilmesine karşı koymuştur. Davalı şirket temsilcisi, yargılamada davacıya kira bedeli ödemediği dönem için aylık 350DM. ödemeyi kabul etmiş, davacı vekili ise; 29.3.2001 tarihli dilekçesinde, şirket temsilcisinin aylık 350DM. kira bedeli ödemeye ilişkin talebini kabul etmiştir. Açıklanan bu olgulara göre, taraflar arasında kira aktinin varlığının kabulü gerekir. Şu duruma göre, iddia ve savunma, kira ilişkisinin varlığında toplandığına davacının ıslahla ilgili bir talebi olmadığına ve mahkemece davacının ıslah için davacıya verilmiş bir sürede bulunmadığına göre, işin esasının incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece aksi yazılı düşüncelerle, davanın iptaline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy