(818 S. K. m. 98)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının yaptırdığı toplu konuttan daire alıp bedelini ödediğini, davalının kendi kusuru ile kredi nakit akışını geciktirdiğini ve kendisinden maliyet farkı olarak 500.000.000 TL istediğini, aksi halde üyelikten çıkarılacağının söylenmediğini, bunun yasal olmadığını ileri sürerek gerek bu miktar, gerekse ek ödeme bakımından borçlu olmadığının tesbiti ile dairenin adına tescilini talep etmiştir. Davalı Toplu Konut İdaresinden gelen kredi akışı aksayınca inşaat yapım hızının düşüp sürenin uzadığını ve bunun üyelere yansıtılmasının teknik bir zorunluluk olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, sözleşmedeki satış bedelinin ödenmiş olduğuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne 500.000.000 TL ile ek ödemelerden borçlu olmadığının tesbitine, tescil talebi atiye bırakıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ile davalı arasında B. Belediyesi A konut satış sözleşmesinin yapıldığı ve davacının sözleşmede öngörülen bedeli ödediği tartışmasızdır. Davacı Toplu Konut İdaresinden gelen kredi akışının davalının kusuru ile geciktiğini ve bu nedenle artan maliyet farkının kendisinden istendiğini davalının böyle bir talebi hakkı olmadığını belirterek ek ödemelerden dolayı borçlu olmadığının tesbitini, davalı ise kusuru olmadığını savunarak maliyet artış bedelini davacının karşılaması gerektiğini bildirip davanın reddini istemişlerdir. Satış sözleşmesinin 5. maddesinde konut teslimi ve mülkiyetin alıcıya geçmesinden söz edilmekte ise de, teslimin hangi tarihte yapılacağına ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır. Yani teslimle ilgili kararlaştırılmış bir süre yoktur.
Bu durumda davalı maliyetin artışından ancak kusuru oranında sorumludur. Mahkemece bu konuya ilişkin taraf delilleri toplanıp, maliyet artışı olup olmadığı, bu artışa davalının sebebiyet verip vermediği, yani kusurlu olup olmadığına ilişkin konusunda uzman bilirkişilerden oluşan taraf ve Yargıtay denetimine elverişli olarak alınarak bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik ve yetersiz inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy