(818 S. K. m. 183, 194, 198, 217)
Dava: Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kâğıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Nuri vekili avukat A. D. Ö. ve avukat M. F. M. gelmiş, diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan satın aldığı dairenin bulunduğu binanın 17.8.1999 tarihli depremde ağır hasara uğradığını, yaptırmış olduğu tespitte binada ayıplı imalat bulunduğunun belirlendiğini öne sürerek, satım bedeli olarak ödediği 133.000 DM'nin iadesi ile ödenmeyen 15.10.1999 vadeli 150.000 DM ve 14.11.1999 vadeli 23.000 DM bedelli senetlerin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, arsa sahibi olması nedeniyle ayıplı imalat nedeni ile kendisinin sorumlu tutulamayacağını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, dava konusu daireyi, davalıdan tapu ile 6.5.1999 tarihinde satın aldığı, dairenin bulunduğu binanın 17.8.1999 tarihli depremde ağır hasarlı hale geldiği, bu nedenle de yargılama esnasında yıktırıldığı hususu taraflar arasında çekişmesizdir. Davacı, dava konusu dairenin ayıplı şekilde imal edilerek kendisine satıldığını ve bu nedenle depremde ağır hasara uğradığını belirterek ödediği bedelin iadesi ile satım bedelinden bakiye kalan senetlerin de iptalini istemiştir. Satım akdinin tamamlanmasından itibaren satılan şeyin hasar ve nef i alıcıya intikal eder. (BK. 183. md.) Menkul satımına ait Borçlar Kanunu hükümleri, gayrimenkul satımı hakkında da uygulanır. (BK. 217. md.) Satıcı, BK. 194. maddesi hükmüne göre, her türlü ayıptan arî ve noksansız olarak edimini yerine getirmekle yükümlü ve sonradan ortaya çıkan gizli ayıplardan bu ayıpların satım anında mevcudiyetini bilmese bile sorumludur. Alıcı da satın aldığı malı, imkân bulduğunda hemen muayene etmek, bulduğu ayıpları ve sonradan ortaya çıkan ayıpları derhal satıcıya ihbar etmek zorundadır. (BK. 198. md.) Kural olarak tabii afetler borçluyu borcundan kurtarır. Satıma konu daire, fen ve tekniğine uygun ayıpsız olarak inşa edilmiş olsa idi, yine bu tabii afetten etkilenip yıkılacak idi ise, davalının sorumluluğundan söz edilemez. Daire fen ve tekniğine uygun olarak inşa edilmediği için hasar meydana gelmiş ya da hasarın derecesi artmış ise, satım akdinin inikadı sırasında gizli olan bu ayıp mevcut olduğundan ve gayrimenkul gizli ayıplı olarak alıcıya satıldığından, ayıplı ifa nedeniyle davalı satıcı, bu ayıbın mevcudiyetini bilmese bile bu zarardan sorumludur. Mahkemece bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Davacıya satılan dairenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan afet bölgelerinde yapılacak yapılar hakkında yönetmeliklerde belirtilen, fen ve teknik kurallarına uygun inşa edilip edilmediği belirlenmeli, bina inşaatının fen ve teknik kurallara uygun, ayıpsız olarak yapılmasına rağmen hasar meydana gelmiş ise davacı alıcının bu zarara katlanması gerektiğinden dava reddedilmeli; aksine inşaatın fen ve teknik kurallara aykırı, gizli ayıplı olarak yapıldığının tespiti halinde, bu kere davacının bu ayıplı ifa nedeniyle zarar gördüğü kabul edilmelidir. Öyle ise mahkemece, inşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte olan afet bölgelerinde yapılacak yapılar hakkındaki yönetmelik dosyaya celbedilip, bu yönetmelik hükümleri de gözetilmek suretiyle, inşaatın fen ve teknik kurallara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, deprem nedeniyle yıkım ve hasarın tamamının inşaattaki eksiklik ve bozukluktan ileri gelip gelmediği, gelmiş ise ne nispette hasara neden olduğu uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden açıklamalı, gerekçeli taraf ve yargı denetimine açık rapor alınarak belirlenip, sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile tespit sırasında düzenlenen bilirkişi raporu ile yetinilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 275.000.000.TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 03.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy