(4721 S. K. m. 1) (2004 S. K. m. 67) (YHGK 10.11.2004 T. 2004/13-511 E. 2004/585 K.)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı yönetim, davalının sitedeki ev sahiplerinden biri olduğunu, ve 1997 yılından 2001 yılına kadar olan aidat borçlarını ödemediği için hakkında icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini öne sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davacı, tatil köyü yönetimi, davalının 1997-2001 yılları arasındaki dönemde bir kısım aidatları ödemediğini öne sürerek, bu davayı açmıştır. Davalı ise, davacının tüzel kişiliği ve yönetim planı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Ülkemizde yaşanan ekonomik ve sosyal gelişme ile nüfus artışının iş yeri ve konut ihtiyacını doğurduğu bu ihtiyacın karşılanması amacıyla gerek devlet kuruluşları, gerekse özel girişimciler eliyle birden çok taşınmaz üzerine ayrı ayrı bloklar halinde toplu yapıların inşa edildiği bilinen gerçektir. Bu nitelikteki toplu yapılaşmalarda, çoğunlukla her parsele bir blok apartman yapılmakta bu blok apartmanlarda toplu yapının bir bölümünü teşkil etmektedir. Tek bir parsel üzerine inşa edilmiş blok apartmandaki bağımsız bölümler için Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uyarınca kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilmekte bu blok yönetimiyle ilgili uyuşmazlıklarda anılan Yasa hükümleri uygulanarak çözümlenebilmektedir. Ancak bu blokların oluşturduğu toplu yapının yönetimiyle ilgili uyuşmazlıklarda ise Kat Mülkiyeti Kanunu, Medeni Kanunun toplu mülkiyete ilişkin hükümleri veya Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Oysaki toplu yapının kendini oluşturan Blok apartmanlara ait ortak yerler dışında Tüm Toplu Yapı kapsamındaki bağımsız bölüm maliklerinin kullanımına terk edilmiş, kanalizasyon ısıtma aydınlatma, eğitim, spor park ve bahçe gibi ortak tesis ve alanlarının bulunduğu da bilinmektedir. Bu ortak tesis ve alanlarının amacına uygun olarak bir disiplin dahilinde kullanılmaları, bakım ve onarımlarının yapılması, bakım ve onarımlar için gerekli giderlerin toplanıp harcanmaları Toplu Yapı Yönetimini zorunlu kılmaktadır. Ne var ki yürürlükte bulunan yasalarımızda toplu yapı yönetiminin oluşumuna görev ve sorumlulukları kapsamındaki blok apartman yönetimleriyle ilişkilerine görev sorumluluğu içinde davada taraf ehliyetine sahip bulunduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. o nedenle de açıklanan konularda ve özellikle davada taraf olabilme ehliyeti konusunda yasal boşluğun varlığı kabul edilmelidir. Şu durum karşısında mahkemenin M.K.nun 1. maddesinden kaynaklanan görevi gereği olarak, benzer kurum ve kuruluşlar için yasalarımızda öngörülen düzenlemelerden örnekleme yoluyla yararlanarak toplu yapı içinde sosyal barışı sağlayıcı bir çözüm bulması bunun sonucuna uygun karar vermesi gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Böyle olunca da davacının yönetimle ilişkin tuttuğu kayıt ve belgeler eldeki davada delil olabileceğinin kabulü gerekir.
Mahkemece 1998 ve 1999 yıllarına ait yönetim giderleri için daha önce takip yapıldığı ve takibe itiraz edildiği halde itirazın iptali davası açılmadığından bahisle tekrar alacakları için takip yapılamayacağı ve itirazın iptali davası açılamayacağı gerekçesi ile alacak kalemlerinin bu bölümü için dava reddedilmiştir. Kararın bu kısmı usul ve yasaya uygundur. Ancak sonraki yıllara ilişkin alacaklar için davalının sorumlu kılacak herhangi bir belge ibraz edilmediği gerekçesi ile bu kalem isteklerin de reddine karar verilmiştir. Oysa davacı, delil olarak icra takibine dayanak yapılan genel kurul toplantı tutanaklarını ibraz etmiş ve davalının genel kurulca kararlaştırılan aidat ve diğer katılım paylarını ödemediğini ileri sürmüştür. Gerçekten de dosyaya sunulan genel kurul tutanakları incelendiğinde, davalıya ait konutunda dahil olduğu sitedeki mesken sahiplerinin biraraya gelerek "Evren Tatil Köyü Ortak Yerler Yönetimi" adı altında topluluk oluşturdukları, yöneticilerin belirlendiği, yöneticilerin işlem ve faaliyetlerinin rapor edilerek tartışıldığı, ortak yerlere yapılan ve yapılacak giderlerin belirlenerek tahmini bütçenin yapıldığı ve buna göre ortaklardan alınacak aidatların kararlaştırıldığı görülmektedir. Mesken sahiplerinin toplanarak aldığı bu şekildeki kararların artık davalıyı da bağlayan bir sözleşme hükmü haline geldiğinin kabulü zorunludur. Kaldı ki, ortak kullanım alanlarından davalı da istifade ettiğine göre, bu gibi yerler için yapılan ve yapılacak harcamalara katılması gerekir. Bu durumda mahkemece, daha önce icra takibine konu yapılan alacaklar dışında kalan istekler ile ilgili olarak, dosyaya ibraz edilen ortaklar kurulu ve yönetim kurulu kararlarının değerlendirilerek, elde edilecek sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy