(3065 S. K. m. 8, 9)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, 24.12.1998 tarihli sözleşme ile davalılara sattığı 6. kattaki dairenin satış bedeli üzerinden hesaplanan KDV tutarı 5.130.000.000 TL. nı davalıların ödemesi gerekirken, maliyeye kendisinin yatırmak zorunda kaldığını bildirerek, 5.130.000.000 TL. KDV'nin ödeme tarihinden faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalılar, sözleşmede KDV nin alıcılara ait olduğuna ilişkin hüküm bulunmadığını, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 5.130.000.000 TL. nın davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
3065 sayılı yasaya göre Katma Değer Vergisinin mükellefi ve sorumlusu malı teslim eden veya hizmet gören kişidir. (madde 8 ve 9) Alıcı veya müşteri bu verginin mükellefi ve sorumlusu değildir. Satıcı Maliyeye ödediği KDV. ni alıcı adına değil, kendi adına öder ve bu nedenle ödediği vergiden dolayı alıcıya rücu edemez. Ancak satış sırasında ve paranın ödenmesinden önce düzenlenen belgede KDV. nin satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi ve alıcının da kabul etmesi halinde, satıcı bu vergiyi alıcıdan satış bedeli ile birlikte ayrıca tahsil edebilir. Ancak, satıştan ve satış bedelinin ödenmesinden sonra, satıcı kendisinin sorumlu olduğu KDV. ni maliyeye ödemiş olmasından dolayı alıcıya rücu edemez. Çünkü alıcının Maliyeye karşı böyle bir vergi borcu yoktur. Davacı satıcı kendi vergi borcunu ödemiş demektir. Somut olayda davacı satıcı, taşınmaz teslim edilip satış bedeli alındıktan ve böylece taraflar arasındaki hukuki ilişki sona erdikten sonra ödediği KDV. ni alıcıdan talep etmekte olup, KDV'den davalı alıcıların sorumlu olacağına ilişkin bir sözleşme hükmü de bulunmamaktadır. O nedenle satıcı satış bedeli dışında ayrıca KDV adı altında bu parayı alıcıdan talep edemez. Böyle bir talebi haklı kılan hukuki bir dayanak bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy