(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı K... İşhanı Yöneticiliği, K... İşhanında 5. ve 6. kattaki 16 dairede kiracı olan davalıların 1999 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık aylarına ait aidatları ödemediklerinden icra takibi yaptıklarını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini, itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
Davalılardan Ali Y. kendisinin müteselsil kefil olup kira müddetince sorumlu olduğu, kira süresinin 22.6.1997'de dolduğundan bu davada sorumluluğu olmadığını, husumetten reddine karar verilmesini talep etmiş, diğer davalı Safiye Y. davacıya borçları olmadığını, kendisi temerrüde düşürülmediğinden faiz uygulanamayacağını, davanın reddine ve % 40 icra inkar tazminatına hükmolunmasını dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline, icra takibinin 77.433.200 TL asıl alacak üzerinden ve yasal faiz uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin talebin ve inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının inkar tazminatına ilişkin olarak temyizi yönünden, İİK 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. Ayrıca alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte yada bilmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın mutlaka bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında mahkemece kabul edilen kısım üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davalının Aralık a yı aidat bedeli olarak 40.000.000 TL aidat bedelini 21.1.2000 tarihinde PTT aracılığı ile konutta teslimli olarak yatırılarak makbuzu ibraz edilmiş, bu makbuza karşı davacı tarafça herhangi itiraz ileri sürülmemiştir. Davalının ödenen Aralık ayı kira bedelinin bilirkişi tarafından hesaplanan 77.433.200 TL.den mahsubuna ilişkin talebi hakkında karar verilmesi gerekirken mahkemece bu yön gözardı edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan gerekçelerle davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan gerekçelerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 3. bentte açıklanan gerekçelerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 9.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy