(818 S. K. m. 83, 105)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Yıldız Şener gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak açtığı dava sonucu mahkemece davalıdan alacağı olan 32.000 DM. karşılığı 1.836.800.000 TL.nın tahsiline karar verildiğini, ancak 32.000 DM'ın bu günkü değerinin 9.600.000.000 TL. ye ulaştığını faizlerle karşılanamayan 4.340.000.000 TL. munzam zararı olduğunu ileri sürerek dava tarihinden yasal faizi ile ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı bu konuda kesin hüküm olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece döviz kurundaki değişikliklere göre hesaplanan bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne 4.340.000.000 TL.nın faiziyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 28.6.1996 tarihinde davalı aleyhine Kayseri 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/715 esas 1998/563 karar sayılı dosyası ile 32000 DM karşılığı olan 1.836.800.000 TL.nın tahsili için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açmıştır. Davacının davalıdan asıl alacağının 32000 DM olduğu dosyada mevcut toplanan delillerden anlaşılmaktadır. 3678 sayılı kanunla BK.nun 83.maddesine eklenen son fıkra hükmü uyarınca davacı yabancı para alacağını vadesinde veya fiili ödeme günündeki Türk Parası karşılığını talep etme hakkına haizdir. Anılan yasa 23.11.1990 tarihli Resmi gazetede yayınlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir. Davacı dava tarihi itibariyle 32000 DM alacağının fiili ödeme günündeki TL karşılığını talep hakkı mevcut iken dava tarihi olan 28.6.1996 tarihindeki TL karşılığını tercih ederek tercih hakkını bu yolda kullanmıştır. Bu tarihten sonra artık alacağını DM'ın fiili ödeme günündeki TL karşılığını isteme hakkını yitirmiştir. Bu nedenle DM alacağının geç ödenmesinden dolayı munzam zarar adı altında bir zararı davalıdan isteyemez. Mahkemenin bunu göz ardı ederek yazılı şekilde karar vermesi doğru değildir. Ne var ki çoğun içinde az da vardır kuralı uyarınca davacı ancak alacağının geç ödenmesi nedeniyle uğramış olduğu faizi aşan oranda zararı varsa bunu isteyebilir. Davacı icra takibine konu alacağının 5.260.000.000 TL. olduğunu bildirmiştir. Mahkemece davacının geç ödeme nedeniyle faizi aşan oranda zararı olup olmadığının saptanarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle DM bazında uğramış olduğu munzam zarara hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 9.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy