(818 S. K. m. 18, 19, 41, 58) (1086 S. K. m. 1, 7)
Dava: Taraflar arasındaki cezanın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılardan Mehmet Y, kendisine ait binanın ikinci katında kiracı olarak oturan dava dışı Süleyman K'ın kaçak su kullanması nedeniyle kendisinden de istenilen 781.645.000 Tl. fatura bedelinden sorumlu olmadığının tespitini, diğer davacılar ise davacı Mehmet Y'e ait binayı satın aldıklarını ancak binada kaçak su kullanılmasından dolayı su abonelik sözleşmesinin iptal edilmesi nedeniyle, tesisi için yeniden başvurmalarına rağmen, kaçak su kullanımı gerekçe gösterilerek su aboneliğinin verilmediğini öne sürerek su aboneliğinin tesisine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece su, aboneliği verilmesi işleminin idari nitelikte olduğu ve bu nedenle idari yargının görevli olduğu belirtilerek bu konudaki talep nedeniyle mahkemenin görevsizliğine, kaçak su kullanılması yönünden borçlu olmadığının tespiti istemi hakkında ise, mal sahibinin izin ve rızası olmadan kiracı tarafından ana isteme bağlantı yapılarak kaçak su kullanılması mümkün olamayacağı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı Mehmet Y'in temyiz itirazlarının incelenmesinde; kaçak su kullanan dava dışı ve davacının kiracısı olan Süleyman K'ın kaçak su kullanması sonuç itibariyle BK. nun 41. maddesinde hükme bağlanan haksız fiil niteliğindedir. BK. nun 58. maddesi gereğince bina sahiplerine kusursuz sorumluluk getirilmişse de, bu sorumluluk o şeyin fena yapılmasından veya muhafazasındaki kusurundan dolayıdır. Bu nedenle üçüncü kişinin haksız fiili, bina sahibi olması dolayısıyla davacının sorumluluğunu gerektirmez. Kaçak su bedelinden de davacı değil kaçak su kullanan kişi sorumludur. Davalı her ne kadar bu konuda davacıyı pek çok kez uyardığını bildirmişse de, maddi olaya davacının da katıldığını yasal delilerle kanıtlayamadığından davacı Mehmet Y'in kaçak su kullanımdan dolayı sorumlu olmadığına ilişkin açılmış olan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Diğer davacıların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Borçlar Hukukunda kural; sözleşme yapma hürriyetidir. Sözleşme yapma hürriyeti, ferdin dilediği herhangi bir sözleşmeyi hiçbir dış baskıya maruz kalmadan yapabilmesi veya böyle bir sözleşmeyi yapmayı reddetmesi demektir. Sözleşme yapma hürriyetinin de sınırsız olmadığı, diğer bir anlatımla kanundan doğan sözleşme yapma mecburiyetinin varlığı da yasal olarak kabul edilmektedir. Kamu hukuku kökenli ve kamu hizmetleri ile hayati maddeleri sağlamak için öngörülen sözleşme yapma mecburiyeti bakımından özellikle PTT, elektrik, su gaz gibi hizmet sağlayan kişi ve kurumların, herkesle bu hizmet ve maddeleri sağlamak için sözleşme yapma zorunluluğunda oldukları doktrinle ve sapma göstermeyen Yargıtay kararlarında benimsenmiştir. Somut olayda davacıların davalı ile su abonman sözleşmesi yapmak için başvurularını, idare daha önceki malik ve kiracının kaçak su kullanımı nedeniyle reddetmiş ve yerel mahkeme de bu işleme karşı açılan davayı idari dava olarak nitelendirmiştir. İdari bir işlemin iptaline ilişkin davaların idari yargıda görüleceği tartışmasızdır. Ne var ki davacıların bu davalarında su bağlanması talepleriyle birlikte, çoğun içinde azda vardır kuralından hareketle idarenin yarattığı muarazanın da önlenmesini istemiş oldukları kuralının bir gereğidir. Davalı su tekelini elinde bulunduran bir kamu kurumu olup, bu hizmeti sağlamak için sözleşme yapmak zorundadır. Bu nedenle taraflar arasında uyuşmazlık adli yargının görevi içinde bulunduğundan işin esası incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın idari işlemin iptali istemine ilişkin olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün 1.bent gereğince temyiz eden davacı Mehmet Y. yararına, 2.bent gereğince ise diğer davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy