(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat D. Ö. gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, dava dışı O. A.Ş.nin davalıdan olan alacağının tahsili için davalı hakkında icra takibi yaptığı, davalının icra takip dosyasına verdiği mal beyanı dilekçesinde kendisine ait daireyi de göstermesi üzerine aşamalardan sonra bu dairenin satışına karar verildiğini, dairenin satılmasını önlemek için davalıya ait borcu kendisinin ödediğini, akabinde gerçekte kendisinin borçlu olmaması nedeniyle ödediği miktarın tahsili için davalı hakkında icra takibinde bulunduğunu, ancak davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, dava dışı arsa sahibi S. D. ile yine dava dışı O. A.Ş. arasında yapılan sözleşme gereğince O. A.Ş.nin inşaat yapmayı üstlendiğini, O. A.Ş.nin inşaatı tamamlayamaması üzerine davacı ve kendisinin arsa sahibi ile sözleşme yaparak inşaatı tamamlamayı üstlendiklerini, akabinde davacı ile yaptıkları 29.3.1994 tarihli protokol ile inşaattan doğan tüm hak ve sorumluluklarını davacıya devrettiğini, O. A.Ş.nin kendisi hakkında yaptığı icra takibine dayanak borcun inşaatın yapımından kaynaklandığını ve bu itibarla kendisinin sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı ile davalı arasında haricen düzenlenen protokol ile inşaatla ilgili tüm hak ve borçların davacıya geçtiği, bu itibarla O. A.Ş.ne olan borçtan da davacının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dışı arsa sahibi S. Doğan ile yine dava dışı O. A.Ş. arasında 4.9.1987 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, ancak O. A.Ş.nin inşaatı tamamlamaması nedeniyle bu sözleşmenin feshedildiği ve yüklenici O. A.Ş.nin yerine davacı ve davalının geçeceğinin kabul edildiği, bilahare davacı ve davalının arsa sahibi S. Doğan'la yaptıkları 26.4.1994 tarihli düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile O. A.Ş.nin edimlerini üstlendikleri dosya kapsamı ile sabittir. Akabinde davacı ve davalı arasında düzenlenen 29.3.1995 tarihli protokol ve 9.3.1995 tarihli feragatname ile davalının inşaatın yapılması hususundaki ortaklıktan kaynaklanan her türlü hak ve sorumluluğunu davacıya devrettiği anlaşılmaktadır. Esasen bu olgu mahkemenin de kabulünde olduğu gibi taraflar arasında uyuşmazlık konusu da değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık ve davada çözümlenmesi gereken sorun dava dışı O. A.Ş.nin davalı aleyhine yaptığı icra takibine dayanak borcun davalının şahsi borcumu, yoksa inşaattan kaynaklanan borcu olduğu hususundadır. Davalı aleyhine icra takibinde bulunan O. A.Ş.takip dayanağı olarak alınan mal bedelini göstermiş, davalıda bu icra takibine itiraz etmeyip verdiği mal beyanı dilekçesinde davacıya devrettiği inşaatta bulunan ve arsa sahibi ile yapılan sözleşme gereğince davacıya isabet eden daireyi göstermiş, davacıda alacaklının haciz baskısı sonucu borcu ödemiştir. Her şeyden önce davalının savunmasını ispat etmesi gerekir. Davalı savunmasında inşaatın borcunun ödendiğini savunmuş ancak dava dışı O.'a olan borcun inşaat ortaklığından kaynaklandığını yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Kaldı ki Ankara 13. İcra Ceza Mahkemesinin 1996/2197 esas sayılı dosyası içinde bulunan ve S. D. vekili tarafından sunulan 25.4.1989 tarihli protokolde O. A.Ş. inşaatı devrettiği davacı B. A. ve davalı Ş. A.'tan her hangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını belirterek davacı ve davalıyı ibra etmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının ödediği paranın davacı ve davalının birlikte yaptığı inşaatın borcundan değil, davalının şahsi borcundan kaynaklandığının kabulü gerekir. Kaldı ki davalı, Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 1994/823 sayılı dosyasına verdiği 23.2.1995 tarihli dilekçede de inşaatın %77'lik kısmını yapan O. A.Ş.ne bu kısmın bedelini gelir olarak ödediğini belirtmiştir. Esasen, davalı, icra takibine itiraz etmemiş olmakla takip alacaklısı O. A.Ş.ne mal bedeli borcu olduğunu da kabul etmiş olmaktadır. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 08.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy