(818 S. K. m. 306)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Ö.A. gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıya 26.000 Dm borç verdiğini, ayrıca davalının aldığı otomobilin bedeli olan 33.000.000 TL.nı da kendisinin ödediğini, davalının bu miktarları iade etmediğini, 26.000 DM. ile 33.000.000 TL.nın karşılığı 11.982 DM. olmak üzere toplam 37982 DM.ın tahsili için yaptığı icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek icra takibine vaki itirazın iptaline, faiz yürütülmesini ve icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir. Davalı, kendisinin kardeşi ile davacının kızının evlendiklerini davacı ile birlikte kendisinin de bu evlilik için harcamada bulunduğunu, davacıdan borç para almadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacının davalıya 26.000 DM gönderdiği banka havale makbuzları, davalıya ait olduğu anlaşılan yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunan mektuplarla anlaşıldığı, davacının araç bedeli olarak yalnızca 33.000.000 TL. isteyebileceği gerekçesiyle itirazın kısmen iptali ile icra takibinin 26.000 Dm üzerinden devamına 11 952 DM.a yönelik itirazında kısmen iptali ile icra takibinin 33.000.000 TL. üzerinden devamına, icra inkar tazminatının tahsiline verilmiş, verilen hükmün davalı tarafından temyizi üzerine 04.03.2002 tarihli ek kararla temyiz isteminin yasal sürede yapılmadığından bahisle temyiz isteminin reddine dair karar verilmiş bu kez davalı tarafça hem ek karar ve hem de asıl karar temyiz edilmiştir.
1- Dosya içinde bulunan vekaletname örneğinden davalının 08.01.1999 tarihli vekaletname ile Avukat T.S. ve Avukat A.E.'a vekil tayin ettiği, Avukat A.E.'ın adresi olarak Halaskargazi Cad. Erek Apt. No: 3, 5/11 Şişli/İstanbul adresinin gösterildiği, Avukat T.S.'un adresinin ise bir başka adres olarak gösterildiği tesbit edilmiştir. Bu itibarla yukarıda anılan avukatların birlikte çalışmadıkları, ayrı ayrı bürolarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı adına davaya cevap veren yetki itirazında bulunan Avukat T.S.'un dilekçelerinde üst kısmında davalı vekili olarak Avukat A.E.'ı da gösterdiği belirlenmişse de, adres olarak belirtilen yerin Avukat T.S.'un adresi olduğu diğer Avukat A.E.'ın bu adreste ilgisinin bulunmadığı ve dilekçeleri de sadece Avukat T.S.'un imzaladığı görülmektedir. Yargılama aşamasında Avukat A.E.'ın davalı vekili olarak yaptığı bir işlemde bulunmamaktadır. Buna rağmen mahkeme kararı Avukat T.S.'un cevap dilekçesinde ve yetki itirazının da bulunduğu dilekçesinde bildirdiği Büyükdere Cad. No: 75, Kral Apt. K:1 Mecidiyeköy/İstanbul adresine Avukat A.E. adına tebliğe verilmiş tebligat evrakı aynı adreste daimi çalışan meşruhatıyla ismi tam olarak okunamayan birisine tebliğ edilmiştir. Az yukarıda açıklandığı gibi, mahkeme ilamının tebliğ edilmek istendiği Avukat A.E.'ın bu adreste herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Tebligat yapılan bu adres ile vekaletnamede belirtilen adresler birbirinden farklıdır. Avukat A.E.'ın, Avukat T.S.'la birlikte aynı büroda çalıştıklarına dair dosyada herhangi bir bilgi ve belgede bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde mahkeme ilamının davalı vekili Avukat A.E.'a tebliğ edildiğinin tebligatın usulüne uygun yapıldığının kabulü mümkün değildir. Yapılan bu tebligat hukuken yok hükmünde bulunduğu içinde davalı asılın temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü gerekir. Bu itibarla Mahkemenin 04.03.2002 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek kararının kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi.
2- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3- Davacı, bu davada davalıya 26.000 DM.ı ödünç verdiğini iddia etmiş, delil olarak da banka havale makbuzları ve davalıya ait olduğu iddia edilen mektuplara dayanmıştır. Davalı ise davacıdan ödünç para almadığını, davacının kendi kızının düğün ve nişan harcamalarında bulunduğunu, kendisi yurt dışında bulunduğu için permisini kullanarak bir arabayı Türkiye'ye getirdiğini ve davacıya trafikte devir ettiğini savunmuştur. Her şeyden önce davacı davalıya borç para verdiğini yasal delilerle kanıtlamakla yükümlüdür. Mahkemece karz akdinin varlığına delil kabul edilen banka havale makbuzlarında paranın ne için gönderildiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Esasen havale ödeme vasıtasıdır. Havale makbuzlarında paranın ne için gönderildiğine dair bir kayıt bulunmaması nedeniyle bu makbuzlar davalıya ödünç para gönderildiğine delalet etmez. Ayrıca davalıya ait olduğu iddia edilen mektuplarda da davalının, davacıdan 26.000 DM. borç para aldığına dair bir bilgi ve açıklama yoktur. Kaldı ki bu mektupların her sayfasında davalının imzası bulunmamaktadır. Bu itibarla mektuplarında davacının alacağına delil teşkil etmesi mümkün değildir. Davalının az yukarıda da özetlenen savulmaları gerekçeli inkar mahiyetindedir. O nedenle davacının 26.000 DM.ı davalıya ödünç olarak verdiğini yasal delilerle ispat etmesi gerekir. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden davacının bu husus ispat edemediği herhangi bir yazılı delil sunamadığı anlaşılmaktadır. Ne var ki davacı dava dilekçesinde sair kanıtlar demek suretiyle yemin deliline de dayanmıştır. Davacıya davalı tarafa 26.000 DM. borç para verdiği hususunda bir yemin yönelme hakkı bulunduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mahkemenin 04.03.2002 tarihli ek kararının kaldırılmasına, (2) numaralı bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bent uyarınca da temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy