(2762 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasındaki taviz bedeli davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, sahibi olduğu taşınmazın intikal işlemlerini yaptırabilmek için tapu kaydında bulunan vakıf şerhi nedeniyle 3.128.500.000TL. taviz bedeli ödemek zorunda kaldığını belirterek, anılan miktarın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 3.128.500.000TL. taviz bedelinin ödeme tarihi olan 19.8.1999 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın tavize tabi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosyada mevcut olan taşınmaza ait kadastro tutanağında vakıf şerhinin bulunmadığı, tutanağın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, kadastro tespitinde olmayan ve daha sonra oluşturulan vakıf şerhine göre taviz bedeli istenilemeyeceği belirtilmişse de, vakıf şerhinin tapu kaydına ne zaman işlendiği dosya kapsamı ile anlaşılamadığı gibi, bu hususta her hangi bir araştırma da yapılmamıştır. Oysa vakıf şerhinin sonradan konulması halinde, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile, şerhin kayda işlendiği tarih arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi halinde, şerhe değer verilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesi doğru ise de, şerhin kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonraki 10 yıllık süre içinde konulduğunun anlaşılması halinde ise, bu kez uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığıyla Vakıflar Kanununun 26 ve sonraki maddeleri uyarınca, taşınmazın tavize tabi olup olmadığının tespiti gerekir. Taviz bedeline tabi olan vakıf şerhli taşınmazlar, çıplak mülkiyeti vakfa ait, Sahih vakıf niteliğindeki bir vakıf şerhini taşıyan taşınmazlardır. Devlete ait miri arazi üzerinde padişah veya onun izin verdiği kişiler tarafından kurulmuş gayri sahih vakıflar taviz bedeline tabi değildir.
Bu durumda, tüm bu açıklananların ışığı altında mahkemece, tapu kaydına vakıf şerhinin ne zaman işlendiği hususu araştırılmalı, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile şerhin kayda işlendiği tarih arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi halinde şimdiki gibi, şerhin, tespitin kesinleşmesinden sonraki 10 yıllık süre içinde konulduğunun anlaşılması halinde ise, vakıf türünün gayri sahih vakıflardan olduğunun tespiti durumunda bu tür vakıfların taviz bedeline tabi bulunmadıkları göz önünde tutularak yine şimdiki gibi davanın kabulüne, aksi halde ise davanın reddine karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Davalı, davadan önce temerrüde düşürülmemiş olduğundan hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması da kabul şekli bakımından ayrıca bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan 1.ve 2. bentler gereğince temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy