(4721 S. K. m. 1, 2, 4)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar:
Davacı, kurumlarında müfettiş olarak görevli olan davalının re'sen emekliye sevk edilerek 8.746.130.000TL. emekli ikramiyesi ödediklerini, idare mahkemesine açtığı dava sonucu işlemin iptaline karar verilerek, davalının göreve başlatıldığını öne sürerek emeklilik statüsü ortadan kalkan, çalışan statüsüne geçen davalıya ödenen emekli ikramiyesinin istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, emekli ikramiyesinin iadesini öngören bir yasa hükmü bulunmadığını, ödenen ikramiyenin ikinci kez yapılacak emeklilikte tahakkuk ettirilecek ikramiyeden mahsup edilebileceğini bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne tarafından temyiz edilmiştir.
Dava hukuksal nitelikçe Borçlar Kanunun 61. maddesince, gerçekleşmemiş bulunan ya da hukuki varlığı sona eren bir nedene dayanılarak alınan şeyin geri verilmesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümlenmesi çalıştıkları kurum tarafından kendi talep ve arzuları dışında re' sen emekliye sevkedilen daha sonra idare mahkemelerince verilen iptal kararı gereğince yeniden göreve başlatılan personele ödenmiş olan emekli ikramiyesinin istirdadının hukuken mümkün olup olmadığının tespitinde toplanmaktadır. Davanın çözümü ile ilgili yasalarda açık veya örtülü hiçbir hüküm bulunmamaktadır. Olayın T. C. Emekli Sandığı Kanununun 89. maddesi hükmüyle de bağlantılı bir yönü yoktur. Davacı tarafından ibraz edilen 139. sayılı 1.5.1995 tarihli genelge de Emekli Sandığı ile emeklinin tabi olduğu kurum arasındaki ödemelere ilişkin hükümler içermektedir. Öyle ise, davaya uygulanması gereken doğrudan veya dolaylı bir yasa maddesi bulunmadığına göre, hak ve nesafet ilkeleri, objektif iyi niyet kuralları (MK. nun 1,2,4 mad) esas alınıp uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. Davalıya atfı gereken bir kusur iddia ve ispat edilememiştir. Rıza ve istem dışı doğrudan emekliye ayrılma söz konusudur. Davalının aldığı ikramiyeyi malvarlığından çıkarabileceği, yaşam deneylerine hayatın normal akışına, tamamen uygundur. Bu durum karşısında emekli ikramiyesinin davalıdan geri istenmesinin, objektif iyi niyet kuralları, hakkaniyet ilkeleri ile hukuk devleti esaslarına ters düşeceğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Bu kabul altında denilebilir ki, emekli ikramiyesi geri istenmemeli, sonradan emekliye ayrılma halinde evvelce alınan ikramiyenin son defa tahakkuk ettirilecek emekli ikramiyesinden mahsubu yapılmak suretiyle sadece farkının ödenmesi yapılmalı, böylece somut adalet gerçekleştirilmelidir.
Açıklanan bu durum karşısında mahkemece hukuki nitelendirme ve yorumunda hataya düşülerek davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 8.7.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy