(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 440)
Dava: Megakom Mega Komp.End.Oto.Üst Yapı. Ltd. Şti. vekili avukat Kamil Haluk Gökçeoğlu ile İçişleri Bakanlığı vekili avukat Semra Kortoğlu aralarındaki dava hakkında Ankara 9. Asliye Ticaret Hakimliğinden verilen 3.5.2001 tarih ve 260-475 sayılı hükmün Dairenin 18.4.2002 tarih ve 4081-4350 sayılı ilamıyle Onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşuldu:
Karar: Davacı, davalı idarenin açtığı ihaleyi kazandığını ve sözleşme gereği 16 adet kriminal tim aracını teslim, etmeyi yükümlendiğini ancak araçları sözleşmede kararlaştırılan sürede teslim edemediğini, bunun üzerine kendilerinin herhangi bir talepleri olmaksızın ve özel idari şartnamenin 11. maddesindeki şartları da yerine getirmemesine rağmen, davalı idarenin kendiliğinden ek süre verdiğini, verilen bu sürede ihale konusu malları teslim ettiğini, ancak davalı idarenin bu defa verilen ek sürenin cezalı olduğundan bahisle 34 günlük ceza olarak 16.297.000.000 TL ceza kestiğini, ek süre talepleri olmadığı için idarenin ancak 10 günlük normal cezalı süreye isabet eden miktarı kesebileceğini ileri sürerek 10 günlük normal cezalı sürenin mahsubundan sonra kalan bakiye 11.482.000.000 TL.nın faiziyle birlikte davalı idareden istirdadını istemiştir.
Davalı, yapılan işlemin doğru olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı temyizi üzerine dairemizin 18.4.2002 gün, 4081-4350 sayılı ilamıyla hüküm onanmış, bu defa davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen 22.9.1999 tarihli sözleşmenin eki niteliğinde olan özel (idari) şartnamenin ceza hükümlerinin uygulanmasına ait hükümler başlığını taşıyan 11. maddesinin (a) fıkrasında teslimat ile ilgili normal cezalı süre 10 gün olup, bu sürenin dışında gerektiğinde idare 30 günü geçmemek kaydıyla ek cezalı süre vermekte veya vermemekte serbest ve yetkilidir. Ek cezalı süre verilebilmesi için satıcının, normal cezalı süre bitmeden en az iki gün önceden yazılı olarak müracaat etmesi ve bunu da idarenin uygun görmesi şarttır. Uygun gördüğü takdirde satıcı istemiş olduğu ek cezalı süre bedelini ve kullanmış olduğu normal cezalı süre bedelini peşinen Jandarma Defterdarlığına yatırarak buna ait alındı makbuzunu idareye teslim ettikten sonra, ek cezalı süre verilecektir hükmü mevcuttur. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre 10 günlük normal cezalı süre ile birlikte araçların teslim tarihi en son 10.3.2000 tarihidir. Bu tarihte ihale konusu araçların teslim edilmediği tarafların kabulündedir. Sözleşmenin eki mahiyetinde bulunan özel (idari) şartnamenin 11/a maddesine göre idarenin cezalı ek süre verebilmesi için satıcının normal cezalı süre bitmeden en az iki gün önce yazılı olarak müracaat etmesi, normal cezalı süre ve istediği ek cezalı süre bedelini de peşinen ödenmesi gerekmektedir.
Davalı tarafından davacının böyle bir istemde bulunduğu iddia edilmediği gibi, dosya kapsamından da davacı yüklenicinin böyle bir talebinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarenin, davacı yüklenicinin böyle bir talebi olmadığı için ve şartları da yerine getirilmeyen ek cezalı süreyi vermeden 10 günlük normal cezalı sürenin bitiminde sözleşmeyi fesh etmesi gerekirdi. İhale şartnamesinde kararlaştırılan gecikme cezası da bu normal cezalı süre ile sınırlıdır. İdarenin ek cezalı süre vermesi kendi kusurundan kaynaklanmaktadır.
Bu nedenle ek cezalı süreye ilişkin ceza talebinde bulunamaz. Kaldı ki idarenin gecikme cezası isteyebilmesi için yüklenicinin temerrüdünün gerçeklemesi gereklidir. Ne var ki davalı idare, özel (idari şartnamenin 11/a maddesine aykırı olarak kendiliğinden ek bir süre vermiş olup, tanınan bu ek süre içinde teslim edilen malları idare kabul ettiğine göre temerrütte oluşmamıştır. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek, davalı idarenin verdiği cezalı süreye ilişkin ceza talebinde bulunamayacağı ve davacıdan tahsil ettiği bu ceza bedelini iade ile yükümlü olduğu düşünülmeksizin davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekirken, sehven onandığı bu kez yapılan incelemeden anlaşılmış olmakla, davacının karar düzeltme isteminin kabulüyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının karar düzeltme isteminin kabulüyle, dairemizin 18.4.2002 gün 4081-4350 sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme hükmünün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy