(818 S. K. m. 158, 161)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-karşı davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 18.6.1998 tarihli sözleşme uyarınca teslim ettiği 20.780 kg domates bedelinin ödenmediğini, üçüncü bir şahsa kefaleti nedeniyle açılan dava sonucu davalının alacağı olan 610.500.000 TL.nin tahsili için başlattığı icra takibinde davalı T A.Ş.deki 257.440.640 TL alacağına haciz konduğunu, ana para alacağından 257.440.640 TL.nin mahsubu ile kalan 95.918.360 TL alacağın faiziyle birlikte toplam 383.483.526 TL.ye ulaştığını öne sürerek bu miktar alacağın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı T. A.Ş. asıl davanın yersiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
T. A.Ş. karşı davasında sözleşme gereğince taahhüt edilen domateslerin tamamının teslim edilmediğini ileri sürerek, 867.520.000 TL cezai şart, 181.637.000 TL zarar nedeniyle tazminat olmak üzere toplam 1.049.157.000 TL.nin davacı-karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece davacı-karşı davalının davasının reddine, davalı-karşı davacının davasının 929.888.780 TL olarak kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı Orhan K. tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar sözleşme ile ceza koşulunu serbestçe tespit ve tayin edebilirler. Ne varki, hakim, yalnızca aşırı gördüğü cezaları indirmekle görevlidir (B.K. 161/son). Burada kararlaştırılan ceza koşulunun aşırı olup olmadığını belirlemede başvurulması gereken kıstaslar önemlidir.
Gerçekte de, ceza koşulunun taraflar arasındaki ilişkiye uygun düşmeyecek ölçüde yüksek tutulması ve açıkça hakkaniyet ve nesafete aykırı bulunması durumunda aşırılığın varlığı kabul edilmelidir. Böyle bir sonuca kavuşabilmek için alacaklının asıl ediminin yerine getirilmesindeki çıkarı ile, ceza koşulu olarak saptanan miktar arasındaki oranın ve borçlunun borca aykırı davranmasındaki kusur derecesinin ve borçlunun ekonomik durumunun gözönünde tutulması gerekir. Öte yandan alacaklının yararlarının hesabında, borçlunun ifa etmeme yüzünden sağlayacağı kazançlar da gözardı edilmemelidir. Aşırılığın belirlenmesinde, ceza koşulunun borcun yerine getirilmesi için borçlu üzerinde manevi bir baskı yaptığı da gözetilmeli, böyle bir baskının ortadan kalkmasına yol açacak şekilde indirimden de kaçınmalıdır. Mahkemece açıklanan esaslar gözetilerek cezai şartta indirim yapılması hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır. B.K. 161/son maddesi nazara alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bent gereğince diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı-karşı davalı Orhan Karaoğlu yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy