(4077 S. K. m. 8, 9)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 6.11.1999 tarihinde davalı şirketin tesisinde yapılan toplantıda psikolojik baskı ile 30 yılık Devre Tatil Satış sözleşmesi imzalattırdıklarını ancak verilmesi zorunlu olan cayma belgesini vermediklerini ileri sürerek sözleşmenin iptaline ve ödediği 5625 doların istirdadına, son bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, cayma hakkına dayanan davanın 2 yıl içinde açılması gerekirken açılmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşme kapıdan satış olarak kabul edilerek, cayma belgesi verilmediği için 7 günlük cayma süresinin yasada öngörülen 2 yıllık süre içinde kullanılması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen Clup Erdoğan üyelik sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin korunması hakkındaki kanunun 8. maddesi kapıdan satışı; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında, önceden mutabakat olmaksızın yapılan tecrübe ve muayene koşulu satışlar olarak tanımlanmıştır. Hal böyle olunca cayma süresinin başlaması için mal veya hizmetin alıcıya teslim edilmesi gerekir. Somut olayda davalı edimini yerine getirip, tesisi kullanıma elverişli halde sözleşmede kararlaştırılan dönemde teslim etmediği sürece alıcı cayma hakkını kullanabilir. Ayni yasanın 9. maddesinde cayma belgesinde nelerin bulunması gerektiği ne şekilde yazılacağı, duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıktır.
Böyle bir belgenin verilmesi halinde davacı, cayma hakkı olduğunu öğrenmiş olabileceği ve dolayısıyla süresinde cayma hakkını kullanabilecekken, belgenin verilmemesi halinde de teslim edilen mal veya hizmetin ayıplı olması halinde uygulanması gereken 2 yıllık sürenin burada uygulanması mümkün değildir. Değinilen yönün göz önünde tutularak davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddine dair hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 20.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy