(818 S. K. m. 535)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik, olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ... gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalı ile yurtdışında canlı hayvan ithal edip bunları davalıya ait tesislerde besledikten sonra satıp elde edilen kan % 50'şer oranında paylaşmak amacı ile bir sözleşme imzaladıklarını, bu işin finansmanının kendisinin bankadan temin edeceği kredi ile karşılanacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen çekilen krediden davalının sorumlu olduğunu, kullandığı banka kredisi ile yurtdışından gemilerle dört parti halinde toplam 1992 adet hayvan gönderdiğini, davalının 899 adet hayvan dışında diğerlerinin hesabını veremediğini, gönderdiği ihtarnamesine rağmen davalının alınan banka kredilerini ödemeye yanaşmadığını, banka kredisi ve işlemiş faizinin tahsili amacı ile davalıya karşı İcra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, % 40 tazminatın tahsiline, borç ödenmediği takdirde davalının iflasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının çektiği banka kredisinin ortaklıkla ilişkisi bulunmadığını, her zaman hesap vermeye hazır olduğunu bildirmesine rağmen, davacının hesap almaktan kaçtığını, gemilerin fırtınaya yakalanması nedeniyle ithal edilen hayvanların çoğunun telef olduğunu, deli dana hastalığı nedeniyle zarar ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre temin edilen ve 262.657.068.442 TL. na ulaşan kredi borcunun yarısından davalının sorumlu olması gerekmesine rağmen krediyi kullanan davacının kredi borcunu henüz dava dışı bankaya ödemediği ve alacağın muaccel olmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1 - ...
2- Taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 27.9.1995 tarihli yüzleşme niteliği itibariyle bir adi ortaklık sözleşmesi olup bu sözleşme uyarınca davacı, dava dışı bankadan temin ettiği kredi ile ortaklık sermayesini karşılamış, daha sonra da bu kredi borcundan davalının sorumlu olduğundan bahisle talepte bulunmuştur. Davacının bu talebi ödediği sermayenin tahsiline ilişkin bir talep olduğundan, böyle bir talebin ortaklığın tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir. Öyle ise Mahkemece, öncelikle BK' nun 535. maddesi hükmünce davada fesih şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, fesih şartlarının varlığının kabulü halinde idareci ortak olduğu dosya kapsamından anlaşılan davalıdan hesap vermesi istenmeli, verilen hesap üzerinde tarafların uyuşup uyuşmadıkları noktalar saptanmalı, uyuşmadıkları noktalarda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup toplanmalı, konusunda uzman bilirkişi kurulundan taraf ve Yargıtay denetimine, elverişli rapor alınmalı, böylece tarafların her birinin tasfiye payı belirlenmeli, tasfiye sonucunda, davacının bir alacağı doğarsa bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmelidir. Mahkemenin davayı nitelendirmede hataya düşerek yazılı şekilde hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy