(2709 S. K. m. 73) (1512 S. K. m. 40) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, kendisine ait taşınmazın noterlik dairesi olarak kullanılmak üzere dava dışı noter tarafından 1.10.1998 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiralandığını, sözleşmenin 1.10.2001 tarihinde de kendiliğinden bir yıl süre ile yenilendiğini, davalının noterliğe atanması nedeniyle sözleşmeyi feshederek 30.11.2001 tarihinde taşınmazı tahliye ettiğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere üç aylık kira bedeli 900 dolar karşılığı 15.120.000.000 TL.nın tahsilini istemiştir.
Davalı, kira sözleşmesini eski noterin imzaladığını, kendisine husumet düşmeyeceğini, kiralananda bulunan noterlik dairesine atanma kararını 1.11.2001 tarihinde tebellüğ ettiğini, 30.11.2001 tarihinde de taşınmazı boşalttığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının kira sözleşmesinde taraf olmadığı davacının eski kiracıdan talepte bulunması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacıya ait taşınmazın 1.10.1998 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile, dava dışı eski noter tarafından noterlik dairesi olarak kullanılmak üzere bir yıl süre ile kiralandığı uyuşmazlık konusu değildir. Noterlik Kanununun 40. maddesi noterlik dairesi resmi daire sayılır. Kira sözleşmesi daire adına noter tarafından yapılır. Noterlik dairesinin her türlü gideri notere aittir hükmünü içermektedir. Bu durumda eski noter tarafından yapılan kira sözleşmesi davalı noterin tayininden sonrada kanuni halefiyet yoluyla devam eder.
Mahkemece işin esasının incelenerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken davanın husumet yokluğu gerekçe gösterilerek reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Anayasanın 73. maddesi gereğince Vergi, resim harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulması zorunludur. Anayasanın açıklanan bu hükmü uyarınca kanun dayanağı olmadan Avukatlık Ücret tarifesi ile vergi konulmasına imkan olmadığı gibi KDV.nın 20/4 maddesi karşısında belli bir tarifeye göre alınan ücrete KDV.nin dahil olması gerekir. Mahkemece yalnızca tarife uyarınca vekalet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde ayrıca KDV.ne de hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2. numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy