(818 S. K. m. 125, 126)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile imzalamış oldukları 12.6.1994 tarihli sözleşme nedeniyle kendi edimlerini yerine getirdiğini ancak davalının üstlendiği borç ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini öne sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 1.000.000.000 TL. nın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımı ve esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece borçlar kanunun 126/4 maddesinde belirtilen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ile aralarında mevcut olan adi ortaklığın tasfiyesi konusunda düzenlemiş oldukları 12.6.1994 tarihli sözleşmeyle davalıya verilmesi gereken taşınmazın tapusunun verildiğini ancak davalının bu sözleşmeyle belirlenen edimlerini yerine getirmediğini belirterek bu davayı açmıştır. Taraflar arasındaki temel ilişki adi ortaklıktan kaynaklanmakta ise de taraflar arasındaki adi ortaklığı feshedip tasfiyesi konusunda 12.6.1994 tarihli sözleşmeyi imzalamışlar ve bu sözleşmeyle yerine getirecekleri edimler konusunda karşılıklı olarak taahhütlerde bulunmuşlardır. Bu durumda davacının dava konusu ettiği hususlar adi ortaklıktan değil, 12.6.1994 tarihli sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle davada Borçlar kanunun 126/4 maddesinde belirtilen adi ortaklığa ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresi değil, aynı kanunun 125 maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı da sabit olduğundan mahkemece işin esasına girilerek tarafların edimlerini yerine getirip getirmedikleri değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy