(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı Nazmiye, davalı ile aralarında 1.12.1997 tarihinde ortaklık sözleşmesi düzenlendiğini, davalının 3.900.000.000TL. bedelli malzemelere 1/3 oranında ortak olarak 1.300.000.000TL. ödediğini ve karşılığında teminat olarak 12000 DM. lik tanzim ve vade tarihi açık senedin davalıya verildiğini, davacı Feritin ise senedi kefil olarak imzaladığını, %50'şer oranında kar-zarar ortaklığı yapmakta iken işlerin iyi gitmemesini fırsat bilen davalının, teminat olarak verilen senedi doldurarak icra takibine geçtiğini, iyi niyet kurallarına aykırı davrandığını ileri sürerek, teminat senedinden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile senedin iptaline, kötü niyetli olan davalının %40 icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Nazmiye, davalı ile aralarında yapılan adi ortaklık sözleşmesi nedeniyle, davalının ortaklığa koyduğu sermayeye teminat olmak üzere 12000 DM. lik dava konusu senedi verdiğini, diğer davacının da senedi kefil olarak imzaladığını, ancak davalının bu senedi takibe koyduğunu bildirerek, senedin teminat senedi olması nedeniyle borçlu olmadığının tesbitini bu davada istemiştir. Taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 1.12.1997 tarihli Mülkiyet ve İş Ortaklığı Sözleşmesidir başlıklı belgede, ortaklık nedeniyle davalının davacıya 1.300.000.000TL. ödeme yaptığı karşılığında da 12000 DM. lik senedin davalıya verildiği belirtildiği gibi, davalı tarihsiz cevap dilekçesinde de; ödediği bedel karşılığı söz konusu senedin düzenlendiğini, ancak Türk lirasının enflasyon karşısında erimesi hızlı olduğundan döviz cinsinden bononun düzenlendiğini açıklayarak, senedin teminat senedi olarak verildiğini bildirmiştir. Bu durumda, taraflar arasında yapılan sözleşme ve davalının beyanı ile, dava konusu senedin teminat senedi olarak verildiği açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki ortaklığın fesih ve tasfiye edildiği de ispat edilmemiştir. Hal böyle olunca; mahkemece dava konusu senedin teminat senedi olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy