(818 S. K. m. 198)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının malik olduğu bağımsız bölümü 21.3.2001 tarihinde davalıdan satın alıp adına tescil ettirdiğini, ancak davalının tapu devrinden sonra eve girerek evde bulunan ve evle birlikte kendisine satılan şofben, lavabo takımı, elektrik prizi, avize, perde vs.i aldığını, bunların bedelinin 772.500.000TL. olduğunu, ayrıca davalının malik olduğu döneme ait elektrik, su ve aidat borcunu kendisinin ödediğini ileri sürerek toplam 925.000.000 TL.nın davalıdan tespit tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı, taşınmazı satın ve teslim alan davacının daha sonra evde bulunan ve taşınmazın ayrılması parçası olmayan ve kendisine ait olan eşyanın iadesi için hak iddiasının yersiz olduğunu, teslimi kabul eden davacının her hangi bir iddiada bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tapu devrinin yapıldığı tarih ile icra takibi tarihi arasında 3,5 aylık süre bulunduğu, davacının BK.198. maddedeki lazımeye uymadığı, davacı tanıklarının beyanlarına yetersiz bulunduğu gerekçesiyle eşya bedellerine ait talebin reddi ile elektrik, su ve aidat bedelleri toplamı olan 112.580.000TL.nın icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalıya ait olan ve davalı tarafından kullanılan evin davacıya satıldığı ve tapuda devir işleminin yapıldığı ve davacıya teslim edildiği ihtilafsız olduğu gibi bu husus dosya kapsamından da anlaşılmaktadır. Aksi kararlaştırılmadığı sürece satıma konu olan evin içinde bulunan ve dava konusu edilen eşyaların ev ile birlikte satıldığı ve satışa konu edildiğinin kabulü gerekir. Bunun aksini kanıtlama yükümlülüğü davalı satıcıya aittir. Kaldı ki, olayın ileri sürülüş şekline göre olayda tanık da dinlenebilir. Dinlenen davacı tanıkları da, dava konusu eşyaların ev ile birlikte satıldığı ve ancak davacının yokluğunda davalı tarafından eve girilerek dava konusu eşyaların alındığını bildirmişlerdir. Aksi ispat edilmediği müddetçe tanıkların doğru söylediklerinin kabulü gerekir. Öte yandan BK.198. maddesinin dava konusu olayda uygulanması kabiliyeti yoktur. BK.198. maddesi uyarınca satılan şeyin ayıbının akdin yapıldığı sırada bulunması zorunludur. Oysaki dava konusu eşyaların davacıya satılan evle birlikte teslim edildiği ve davalının teslimden sonra akde aykırı olarak bu eşyaları aldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, olaya BK.nun 198. maddesinin uygulanması gerektiğine dair mahkeme kabulünde isabet bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilerek, dava konusu edilen eşyaların belirlenecek değerine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda bir numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, iki numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy