(2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR
Davacı, 06.10.1999 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olan davalının aylık 13.000 USD olan kira bedelinin 1/3 payını yani 4333 USD'yi kendi banka hesabına, ödeme günündeki T.C.Merkez Bankası Efektif satış kuru karşılığı TL olarak yatırması gerekirken, Ekim, Kasım, Aralık 2001 ayları kira bedellerini 7.150.000.000 TL eksik yatırması nedeniyle eksik yatan kira bedelleri ile işlemiş faizinin tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, sözleşmede belirtilen kurun taraflar arasında sözlü olarak, 1 USD=1.000.000 TL olarak kabul edildiğini ödemelerinde buna göre yapıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 7.006.157.690 TL kira alacağı ve 713.154.311 TL işlemiş faize yapılan itirazın iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulamasına, fazla talebin reddine ve alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; İİK.nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrasına gereğince icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının da icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı olarak alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tayin edilmesi mümkün nitelikte ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü gerekir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece alacağın likit olmaması gerekçesiyle bu istemin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
Sonuç: 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte yazılı nedenlerle; temyiz olunan kararın, "Hüküm" başlıklı kısmının 1.bendinin b)bendinde yazılı sözlerin karardan çıkartılmasına yerine "asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" sözlerinin yazılmasına hükmün bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 3.270.000 liranın temyiz edenlerden, davacıdan alınmasına, 29.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy