(818 S. K. m. 96, 325, 341) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait ticari takside şoför olarak çalıştığını, sözleşmesinin haksız fesih edildiğini, iş kanunundan doğan haklarının verilmediğini ileri sürerek şimdilik 30.000.000 TL.nin faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiş, bilirkişi raporuna göre ek dava açmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece kıdem, ihbar tazminatı ve izin ücreti alacağı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının davalıya ait ticari takside şoför olarak çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı iş akdinin haksız fesih edildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile izin ücreti alacağının verilmesini istemiştir. Davalı iş akdi bulunmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki hizmet ilişkisi ile bu ilişkinin hukuki niteliğine göre olayda 1475 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca olaya iş kanununun uygulanmasına olanak yoktur. Kıdem tazminatı ve izin ücreti iş kanununa tabi sözleşmelerde işçinin yasanın 14. maddesi koşulları oluşması halinde isteyebileceği bir tazminattır. İş kanunu uygulanamayacağından kıdem tazminatı ve izin ücreti istenemez. Yanlar arasında belirsiz süreli hizmet sözleşmesi vardır. Böyle bir sözleşmenin işveren tarafından feshi halinde 24.6.1959 günlü E/32-K/26 sayılı içtihadı birleştirme kararında benimsendiği gibi işçi B.K. 325. ve 96. maddelerine dayanarak çalışmasına engel olunmasından doğan zararı isteyebilir. Sözleşmeye aykırı hareketten itibaren Borçlar Kanunu hükümlerine göre gerekli olan feshi ihbar süresinin sonuna kadar geçerli olduğunun kural olarak kabul edilmesi gerekeceğinden tazminatın feshi ihbar süresinin sonuna kadar hesaplanması gerekir. Mahkemece Borçlar Kanunun 341. maddesi gözetilerek tazminatın hesap edilip, davacının bunun dışında kalan kıdem-ihbar tazminatı ve izin ücreti taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, olaya uymayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bent gereğince davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy