(4721 S. K. m. 2, 4)
Dava: Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacılar mülkiyeti kendilerine ait taşınmazda davalı şirketin 1.1.1995 tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, ödenmekte olan aylık kira bedelinin 5.000.00OTL. olduğunu, değişen ekonomik koşullar nedeniyle edimler arasındaki dengenin aleyhlerine bozulduğunu ileri sürerek, aylık kira bedelinin 1.000.000.000 TL.na uyarlanmasını istemişlerdir.
Davalı şirket, on yıllık kira bedelinin davacı kiralayanlara peşin ödedikleri gibi, taşınmazın davacıların muvafakati ile 1.1.1999 tarihinden itibaren 3. kişilere kiraladıklarını ve davacıların kiralanan devir ilan kişilerden de kira bedeli aldığını uyarlama davasının koşullarının bulunmadığını bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, aylık kira bedelinin 1.1O.2001 tarihinden itibaren 450.000.000TL. na çıkartılarak, davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, kira bedelinin 450.000.000 TL. olarak tespitine karar verilmiş; büküm, davalı, tarafından temyiz edilmiştir.
1.1.1995 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesinden aylık kira parası 5.000.000TL. olarak kabul edilmiş ve tüm kira sözleşmesi süresince her hangi bir artış öngörülmemiştir. Ne var ki, davalı şirket 1.1.1995 tarihinden geçerli olarak on yıl süreli olarak kiraladıkları taşınmazın on yıllık kira bedel 600.000.00O TL.ni davacı kiralayanlara peşin olarak ödediklerini bildirerek, buna ilişkin "makbuz ve ibraname" başlıklı belgeyi ibraz etmiştir. Böylece davada kiracının tüm kira borcunu henüz sözleşme sona ermeden ödediği ve kira parasından bir borcu kalmadığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Kural olarak, hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ilkesi egemendir. Ne var ki, akit yapıldığı sırada, mevcut bulunan şartlar önemli şekilde değişmişse, tarafların akitle bağlı olmamaları bu kuralın istisnasını teşkil eder. Buna beklenilmeyen hal şartı denmektedir. Beklenilmeyen hal kuralının uygulanabilmesi için, diğer şartların yanında, sözleşmedeki edimlerin henüz ifa edilmemiş olması gerekmektedir. Zira bu durumda ifa edenin yalnızca borcun, varlığının değil, aynı zamanda o borcun ifasını kendisinden beklenebilir olduğunu da onaylamış sayılacağı da kabul edilmektedir. Davalı şirketin süresi on yıllık kira sözleşmesinde kararlaştırılan, kira borcunun tümü; on yıl içinde ve dava açılmadan önce tamamen ödendiğinin kabulü halinde, artık sözleşmenin uyarlanması koşullarının varlığından söz edilemez.
O halde, mahkemece davalı şirketin ibraz ettiği "makbuz ve ibraname" başlıklı belge hakkında, davacı kiralayanların beyanları alınmalı, on yıllık kira bedelinin peşin alındığının mahkemece kabul edilmesi halinde, az yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmelidir. Eksik inceleme ile delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent de açıklanan nedenle bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine. 3.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy