(818 S. K. m. 390, 392) (1086 S. K. m. 76)
Dava: Davacı, davalı ile 1985 yılında imam nikahı ile evlendiklerini, İstanbul'da zengin bir muhitte iyi bir gelire sahip olup, gelinlik ve çeyiz eşyaları satan bir dükkanının bulunduğunu, işleri yolunda gitmeyen davalının, İstanbul'da kendisine ait taşınmazları satarak, Ankara' da bir daire alarak yerleşmeyi teklif ettiğini, satın alınacak evin kendi adına alınması şartı ile 4063 ve 466 parseldeki taşınmaz hissesini satarak, Ankara'da bir daire aldığını, ancak davalının taşınmazı kendi adına tescil ettiğini, davalıdan hesap istediğinde kendisini dövdüğünü, işitme kaybına maruz kaldığını, ayrıca evde kasa içinde bulunan ziynet eşyaları ile 300.000.000 TL parasını da aldığını, evde bulunan eşyalarını da vermediğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı taşınmazın tapusunun iptali ile adına tesciline, ekli listede bulunan para,altın ve eşyaların aynen teslimine, mümkün olmaz ise kasada bulunan 300.000.000 TL nakit para, 700.000.000 TL tutarındaki ziynet eşyaları ile iki taşınmaz ve listede belirtilen eşyaların bugünkü değeri olan 9.000.000.000 TL olmak üzere toplam 10.000.000.000 TL.nin 10.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda belirtilen toplam 34 kalem eşyanın mevcutsa aynen davalıdan alınıp davacıya aynen iadesine, değilse dava tarihi itibariyle saptanan 134.000.000 TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline, dava konusu diğer eşyaların dava sırasında davacıya teslim edildiği anlaşıldığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, davacının tapu iptal tescil talebi ve taşınmazların bedeline yönelik dava ile 300.000.000 TL alacak davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Bir davada, dayanılan olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve de uygulanacak yasa maddesini arayıp bulmak hakimin doğrudan görevidir (HUMK madde 76). Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalıya verdiği vekalet ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Mahkemenin kabulünün aksine, olayda BK.nun 65. maddesinin uygulama imkanı bulunmamaktadır.
Davacının, davalıya verdiği 16.9.1996 tarihinde verdiği vekalet ile, 4063 ve 466 parseldeki davacı hissesinin, davalı vekil tarafından 3. kişiye satıldığı tarafların kabulündedir. Davacı, davalının sattığı taşınmazların bedelini kendisine ödemediği gibi, bu taşınmazların satışı ile Ankara Subay Evleri'nde alınan dairenin kendi adına ferağının verilmediğini ileri sürmüş, davalı ise taşınmazların satışından aldığı 317.000.000 TL parayı davacıya verdiğini, davacının da aldığı bu para ile işyeri açtığını bildirerek davanın reddini dilemiştir. Davacı ise, davalının taşınmazların satış bedelinin kendisine vermediği gibi, satış bedelinin tapuda düşük gösterildiğini, aslında 24.000 DM.na satıldığını ileri sürmüştür.
Borçlar Kanunu'nun 390. maddesi gereğince vekilin taşınmazları vekaleten satması durumunda, gerekli sadakat ve özeni göstermesi gerekir. Vekil, sadakat ve özen borcu gereği olarak, müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak ve ona zarar verecek davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. Yine aynı yasanın 392. maddesi gereğince de müvekkiline hesap vermekle, fiilen aldığı ve halen elinde bulunduğu şeyleri müvekkile vermek yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yönleri, davalı vekilin yasal delillerle kanıtlaması gerekir. Toplanan delillerden, davalının gerekli özeni gösterip, rayiç satış bedelini davacıya ödediğini kanıtlayamadığına göre, mahkemece uzman bilirkişi aracılığı ile taşınmazların satışının yapıldığı tarihte gerçek rayiç değeri belirlemeli ve böylece saptanan bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2. bentte açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 6.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy