(818 S. K. m. 355, 358)
Dava: Kadir vekili ile 1-Fatma vs. vekili, 2-Kemal vs. vekili aralarındaki dava hakkında K 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 28.5.2002 tarih ve 254-533 sayılı hükmün Dairenin 3.4.2003 tarih ve 1998-3946 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı, yüklenici olan davalı Gazanfer'in arsa maliki olan davalılarla yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye isabet eden dükkanı 4.3.1999 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile Gazanfer'den satın alıp bedelini ödediğini, davalı yüklenicinin binayı bitirip teslim etmesine rağmen dava konusu dairenin kendi adına tescilinin yapılmadığını, dükkanın arsa maliklerinden olan davalı Fatma adına tescil edildiğini, davalı Fatma'nın da bu dükkanı vekili davalı Güner vasıtasıyla diğer davalı Osman 'a sattığını ileri sürerek öncelikle tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini, olmadığı taktirde 22.500.000.000 TL.nın davalılardan müteselsilen faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı Osman, satışın gerçek olduğunu ve muvazaa bulunmadığını savunmuş, davalılar Fatma ve Güner, davalı yüklenicinin sorumlu olduğunu, dava konusu dükkanın yüklenicinin borçlarına karşılık teminat olarak tutulduğunu, binanın henüz teslim edilmediğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı Osman'ın iyiniyetli bulunduğu, yüklenici davalının binayı arsa maliklerine teslim ettiği gerekçesiyle davalılar Gazanfer ve Osman hakkındaki davanın reddine, dükkanın dava tarihindeki değerine göre 22.500.000.000 TL.nın davalılar Fatma, Güner, Kemal ve Osman 'dan tahsiline karar verilmiş; hükmün davalılar Fatma ve Güner tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizin 3.4.2003 tarih ve 2003/1998-3946 sayılı kararıyla "davacı ile davalı arsa sahipleri ile arsa sahiplerinden bu yeri satın alan davalı Osman Bayram arasında akti ilişki vardır. Davacı taşınmazı müteahhitten satın alıp bedelini de ona ödemiştir. Davacı ancak kendi akidi olan yükleniciden talepte bulunabilir. Bu nedenle arsa malikleri hakkındaki davanın reddi gerekirdi" gerekçesiyle karar bozulmuş, bu kez davacı dairemizin bozma ilamına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davalı arsa sahipleri ile yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği ve yüklenicinin bu sözleşme uyarınca kendisine isabet eden dava konusu bağımsız bölümü davacıya sattığı, ancak dava konusu bağımsız bölümün arsa sahiplerinden olan davalı Fatma adına tescil edildiği ve davalı Fatma'nın da bu bağımsız bölümü vekili Güner vasıtasıyla davalı Osman 'a sattığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının bağımsız bölüm bedelini isteyip isteyemeyeceği, isteyebilecekse kimden ve hangi tarihteki bedeli isteyebileceği noktasında toplanmaktadır. Yüklenici olan Gazanfer kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yapımını üstlendiği binayı yaparak arsa sahiplerine teslim etmiş ise sözleşmede kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin adına tescil edilmesini arsa sahiplerinden isteme hakkına sahiptir. Şayet bina tamamlanıp teslim edilmemiş ise yüklenicinin arsa sahiplerinden böyle bir talepte bulunmaya hakkı yoktur. Yükleniciden bağımsız bölüm alarak yüklenicinin halefi durumuna geçen davacıda ancak yüklenicinin davalı arsa sahiplerinden talep edebileceği hakları talepte bulunabilir. Davalı arsa sahipleri yargılama aşamasında yüklenicinin binayı teslim etmediğini savunduklarına göre mahkemece bu husus araştırılmalı, şayet yüklenicinin binayı tamamlamadığı ve teslim etmediği anlaşılır ise davalı arsa sahipleri hakkındaki davanın reddine karar verilmeli, yüklenicinin binayı sözleşmeye uygun olarak bitirip teslim ettiği anlaşılır ise davacının yüklenicinin halefi olarak tescil ve dolayısıyla bağımsız bölümün değerini isteyebileceği kabul edilmelidir. Şu hususu hemen belirtmek gerekir ki, yüklenicinin binayı sözleşmeye uygun bitirip teslim ettiği anlaşıldığı takdirde de davalı arsa sahiplerinin haksız olarak zenginleştiği ve bu nedenle bağımsız bölümü davalı Osman 'a sattıkları 8.8.2000 tarihideki bağımsız bölümün raiç değeri kadar sorumlu oldukları da gözetilmelidir. Mahkeme kararının bu gerekçelerle bozulması gerekirken sehven dairemizin bozma ilamındaki gerekçelerle bozulduğu bu kez yapılan incelemeden anlaşılmakla davacının karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile dairemizin 3.4.2003 tarih ve 2003/1998-3946 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda belirtilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 6.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy