(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Ş. D. gelmiş, diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, bankaca verilen iki adet kredi kartı borcunu ödeyemediğinden temerrüde düştüğünü, bu nedenle davalı bankanın aleyhinde İcra takibinde bulunduğunu, 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesinden yararlanmak için davalıya başvurduğunu, ancak bankaca çıkartılan taksit miktarı ve ödeme planına göre kendisinden fazla bedel talep edildiğini ileri sürerek, davalı Bankaya borç ödemesinin 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesinin uygulanarak tespitini istemiştir.
Davalı Banka, ödeme planının davacıya tebliğ edildiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kredi kartı borcunun 3.772.400.000 olduğu ve 30.6.2003 tarihinde 179.600.000 TL 30.07.2003 tarihinden başlayan aylık taksitlerinin 399.200.000 TL ödeme planına göre tasfiyesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında, kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alış veriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulanmasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak, Borçlar Kanununun 101. maddesine göre kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, BK.nun -101/2 maddesinde de öngörülen miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödenmemesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki asıl alacak akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık % 50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, İcra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık % 50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele vergisi uygulanmak, varsa İcra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, İcra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar, borçlu tarafından yapılan ödemelerinde BK.nun 84. maddesi nazara alınarak, ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Davacı kredi kartı borçlusunun en son harcama yaptığı hesap ekstrelerinde belirtilen son ödeme tarihlerinde ödenmesi gereken asgari ücretleri ödememesi nedeniyle bankaca 31.10.2002 tarihli 2.11.2002 tebliğ tarihli ihtarla hesap kat edilerek tüm borcun ödenmesi istenmiş, verilen bir günlük sürenin geçmesi ile davacı 4.11.2002 tarihinde temerrüde düşmüştür. Böyle olunca 4.11.2002 tarihinden davacının bankaya başvurduğu 7.4.2003 tarihe kadar yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde yapılacak hesaba göre borç miktarının bulunması gerekirken, temerrüt tarihi ve başvuru tarihleri yanlış alıp hesaplama yapan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine 2 nolu bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 9.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy