(2886 S. K. m. 45, 50) (3065 S. K. m. 8, 57)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı Belediye kendisine ait 17 nolu bağımsız bölümün açık arttırma suretiyle satılması için ihale düzenlenerek satışa çıkarıldığını, hazırlanan ihale şartnamesinde, ihale ve satıştan mütevellit bütün vergi, resmi harç, ilan giderleri, tapu harçları, satım giderleri, KDV gibi ödenmesi gereken her türlü giderlerin alıcı tarafından ödeneceğinin hükme bağlandığını, açık arttırma suretiyle düzenlenen satışın birkaç kez yeterli başvuru olmaması üzerine ertelenmesinden sonra Encümen Kararı ile satışın pazarlıkla yapılmasına karar verilmesi üzerine 31.1.2002 tarihli encümen kararı ile 85.050.000.000 TL bedelle davalıya satılmasına karar verildiğini, davalının satış bedelini ödeyerek tapuyu aldığını ancak şartnamenin 10.maddesinde yazılı olan KDV yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek Vergi Dairesine ödemek zorunda kaldıkları 16.571.450.000 TL 'nin faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı, satışa konu gayrimenkulün her hangi bir şerh konulmadan KDV. dahil olarak satıldığını, satış bedelini ödeyerek tapuyu devraldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda KDVnin alıcı tarafından ödenmesi gerektiğinin kabulü ile 16.571.450.000 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, 2886 Sayılı Kanunun 50 vd maddeleri gereğince taşınmazını davalı şirkete pazarlık usulüyle sattığı duraksamasızdır. Davacı 2886 sayılı yasanın 45 vd. maddeleri gereğince açık teklif usulüyle yapılması için hazırladığı ihale şartnamesinde KDV. ile her türlü vergi ve harcın alıcıya ait olduğunun kararlaştırıldığını, tacir olan davalının bu şartnameye uygun biçimde taşınmazı aldığı halde KDV. ödemediğini ileri sürerek ödetilmesini istemiştir. Davalı ise taşınmazın kendisine açık teklif usulüyle değil pazarlık usulüyle satışının yapıldığını, yapılan pazarlıkta KDVnin aidiyeti hususunda herhangi bir görüşmenin olmadığını, esasen Belediye Encümen kararı açık teklif usulüyle yapılan ihalenin iptal edildiğini, bu nedenle KDV. mükellefiyetinin davacı satıcıda olduğunu savunmuştur. 2886 sayılı yasanın 50. maddesinde pazarlıkla yapılan ihalenin herhangi bir şekle tabi olmadığı açıklandıktan sonra ihalenin komisyon tarafından işin nitelik ve gereğine göre bir ya da daha fazla istekliden yazılı veya sözlü teklif alınmak ve özellikle de bedel üzerinde anlaşmak suretiyle yapılacağı hükmü duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklanmıştır. Aynı maddenin 2. fıkrasında da pazarlığın ne suretle yapılacağı, ne gibi tekliflerde bulunulduğu ve üzerinde ihale yapılanların neden dolayı tercih edildiğinin pazarlık kararında gösterilmesi gerektiği bildirilmiştir. Bu maddenin açıklamalarından satışın açık teklif usulündeki şartnamenin dışında yapıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca KDV. Yasasının 8 ve 57 maddeleri gereğince yapılan satışlarda ödenmesi gereken KDV bedeli aksi yönde davalının sorumlu olacağına dair bir kararlaştırma olmadığına göre satış bedeline dahildir ve KDV'nin mükellefi de satıcıdır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy