(1086 S. K. m. 49)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Bağ-kur Genel Müdürlüğü avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, hastanesinde tedavi gören davalının tedavi ücretini ödemediğini bildirerek 5.557.680.252.-TL'nın yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı kendisinin Bağ-kurlu olduğunu, ücretsiz tedavi hakkının olduğunu savunarak, davanın Bağ-Kur Genel Müdürlüğüne ihbarını talep etmiş ihbar dilekçesinin tebliği üzerine, dava kendisine ihbar edilen Bağ-kur Genel Müdürlüğü, davalı B.B.'ın Bağ-kurlu olduğunu ancak, tedavi sırasında sağlık karnesi ve vizesinin yapılmadığı gibi, prim borcu da bulunduğunu ayrıca davanın ihbarı usulünün hukuken mümkün olmadığı gibi, yasal haklarını da kısıtladığını bildirerek davanın ihbarı usulüne itiraz etmiştir.
Mahkemece, davalı B.B.'ın bağ-kurlu olup, ameliyatı sırasında prim borcu nedeniyle sağlık karnesi ve vizesinin yapılamamış olmasının Bağ-kur ile sigortalısı arasında uyuşmazlık olup, davacı hastanenin tedavi ücretinin Bağ-Kur'dan tahsili gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm dava kendisine ihbar edilen Bağ-kur tarafından hükmün gerekçesi yönünden temyiz edilmiştir.
H.U.M.K. nun 49 ve devamı maddelerine göre mahkemece verilecek bir kararın dava dışı 3. kişiye rücu edilmesinin olası bulunması halinde davanın taraflarından her biri davayı 3. kişiye ihbar edebilir. Hükmü getirilmiş olup, dava kendisine ihbar edilen kurum harcını vermek suretiyle davada asli müdahil olarak katılma talebinde bulunabilir. Ya da hangi taraf davayı kendisine ihbar etmiş ise onun yerine gelmek ve husumeti üstlenmek suretiyle taraf sıfatı alabilir. Somut olayda dava kendisine ihbar edilen Bağ-kur bu yollardan hiçbirisine başvurmamış olup, sadece kendisi ile sigortalısı arasındaki ödenmesi gereken tedavi giderlerinin yöntemine ilişkin bazı bilgiler ileri sürmüştür. Ne var ki, yerel mahkeme Bağ/kur aleyhinde bir hüküm kurmamakla birlikte gerekçesinde tedavi tarihinde Bağ-kurlu olan davalının prim borcu olması ve sağlık karnesinin ve vizesinin olmaması, tedavi giderlerinden faydalanmasına engel olmayacağı, prim borcunun sigortalısından tahsile yetkisinin olduğunu, tedavi giderlerinden bağ-kur'un sorumlu olduğu belirtilerek, dava kendisine ihbar edilen Bağ-kuru da ileri de açılacak davalarda bağlayacak şekilde gerekçe yazılmıştır.
Dava kendisine ihbar edilen hakkında bu şekilde gerekçe kurulması ileride açılacak davada delil olabileceğinden, dava yerel mahkemenin davada taraf olmayan Bağ-kur yönünden bağlayıcı olacak şekilde gerekçe yazılması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 07.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy