(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı Bankadan 3 adet kredi kartı aldığını, yaptığı harcamalar için gönderilen hesap özetlerinde gösterilen son ödeme tarihlerinde borcun tamamını ödeyemediğini, bu arada yürürlüğe giren 4822 sayılı yasa hükümlerinden faydalanmak için ihtar çektiğini, ancak davalı bankanın alacağın icra takip aşamasına gelmediği gerekçesiyle talebini reddettiğini belirterek kredi kartı borcunun 4822 sayılı yasa hükümleri doğrultusunda yeniden belirlenmesini istemiştir.
Davalı, davacının borcunun icra takibi aşamasına gelmediğini, bu nedenle icra takibi yapılmadığını, kısmi ödemeler yapıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, hesabın kat edilip borçluya tebligat yapılmadığını davacının temerrüde düşürülmediği, 4822 sayılı yasadaki koşulların oluşmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 4822 sayılı yasa ile değiştirilen 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un Geçici 2. maddesinden, davacının yararlanma koşullarının, oluşup oluşmadığı hakkındadır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanununun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Mevduatı Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Mevduatı Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda, taraflar arasında kredi kartı üyelik sözleşmesi nedeniyle, davacıya üç kredi kartı verildiği, davacının bu kartlarla alışveriş yaptığı, davalı Bankanın bu harcamalar nedeniyle davacıya son ödeme tarihlerini gösterir hesap özetleri gönderdiği, davacının hesap özetlerinde belirtilen son ödeme tarihlerinde borcun tamamını ödemediği, 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi üzerine, tüketici lehine getirilen hükümlerden faydalanmak için yasal sürede müracaatta bulunduğu dosyadaki delil ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davalı, banka 10.12.2003 havale tarihli dilekçesinde davacıya ihtar çektikten sonra ödeme yapılmaya başlandığını bildirdiği gibi, 10.12.2003 tarihli delil listesinde davalı banka tarafından çekilen ihtarname olduğunu bildirmiştir. Hesap kat'ına ve temerrüde ilişkin bu ihtarname bankaya ibraz ettirilip, sonuçları üzerinde durulmamıştır.
Öte yönden davacıya gönderilen hesap özetlerinde belirtilen son ödeme tarihlerinde ödenmesi istenen asgari miktarın ödenmediği anlaşılmaktadır. Borcun son ödeme tarihinde ödenmemesi halinde, bankanın istediği taktirde icra takibine geçme hakkı mevcuttur. Bankanın yasal koşulları oluştuğu diğer bir değişle alacağı icra takibi aşamasına geldiği halde icra takibi yapmaması, davacının 4822 sayılı yasa hükümlerinden faydalanmasına engel teşkil etmez. Mahkemenin hesabın kat edilip ihtarnamenin de tebliğ edilmemesini gerekçe göstererek davayı reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Mahkemece, davanın reddi nedeniyle davacı aleyhine 300.000.000TL. vekalet ücretine hükmedilmiştir. Karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ikinci bölüm hükümleri gereğince Tüketici Mahkemelerinde vekalet ücreti 120.000.000TL. olup 1.000.000.000 TL.yi geçen uyuşmazlıklarda ise tarifenin 3. kısmına göre vekalet ücretine hükmedileceği öngörülmüştür. Mahkemece tarife hükümleri gözetilmeden ve gerekçesi açıklanmadan davalı lehine 300.000.000TL. vekalet ücretine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Davacı tarafça temyiz olunan kararın (1) ve (2) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davacı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy