(818 S. K. m. 41) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki haksız fiil tazminatı ve faiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı Nazife İzgi avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, tapuda murisleri adına kayıtlı bulunan taşınmazı davalıların 20.4.1993 tarihli harici sözleşme ile kendisine sattıklarını, karşılığında 80.000.000 TL. ödediğini, davalıların taşınmazın tapuda devrini vermediklerini, kendisine karşı müdahalenin meni davası açtıklarını, bu davanın halen derdest olduğunu ileri sürerek ödediği 80.000.000 TL.'nın ödeme tarihinden itibaren; ayrıca denkleştirici adalet ilkelerine göre hesaplanacak 2.080.000.000 TL. tazminatın da müdahalenin meni davasının açıldığı tarihten itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Nazife İzgi, yetki itirazında da bulunmak suretiyle, davacıya taşınmaz satmadığını, satsa bile ancak ödediği bedeli isteyebileceğini savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalı kendi hissesini tapuda devretmeye hazır olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, harici sözleşmenin geçersiz olduğu, açılan müdahalenin menine ilişkin dava dilekçesinin davacıya ulaştığı tarih itibariyle davacının aktin ifasının imkansızlaştığını öğrendiğinin kabulü gerektiği, bu tarih itibariyle denkleştirici adalet ilkelerine göre hesaplanan paranın ½ oranındaki kısmından davalılardan Nazife İzgi'nin sorumlu olduğu, bu paradan yine Nazife İzgi'nin icra dosyasına ödediği 80.000.000 TL. ile bu paranın getirisi olan 44.370.493 TL.nin mahsubundan sonra davacının talep edebileceği miktarın 576.337.507 TL. olduğu gerekçe gösterilmek ve üçüncü bilirkişi rapor ve ek raporu esas alınmak suretiyle 576.337.507 TL.nin müdahalenin meni davasının açıldığı tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte Nazife İzgi'den tahsiline, vazgeçme nedeniyle diğer davalı hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılardan Nazife İzgi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının davalılara 20.4.1993 tarihli sözleşme gereği 80.000.000 TL. ödediği anlaşılmaktadır. Davada dayanılan bu sözleşme tapulu taşınmazın satışına ilişkin olup, resmi şekilde yapılmadığı için geçersizdir. ( MK. 706, BK.213, TK. 26.md ) Bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davacı, geçersiz sözleşme nedeniyle davalılardan Nazlı İzgi'ye verdiği satış bedelini haksız iktisap kuralları uyarınca Nazlı İzgi'den de isteyebilir.
Ne varki hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tespitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri ( alım gücü ) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir.
Bu güne kadar uygulanan kurallara göre geçersiz sözleşme gereğince alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, gerçek hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olmuş, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılmıştır. Hukuk kuralları, gerçek hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlar ve hukuk kuralı olma özelliğini korur. O nedenle hukuk kuralları, görevli organlarca değiştirilince bu konuda yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar zedelenmeden gerçek hayata çağın gereklerine uygun olarak yorumlanıp uygulanmalıdırlar. Bu görevin ise yargıya ait olduğunda duraksamaya yer yoktur. Nitekim gerek Yargıtay kararlarında ve gerekçe öğretide bu görüşe paralel düşünceler bulunmaktadır.
Akit öncesi sorumluluk kurallarının geçersiz sözleşmelerde de uygulanması gerektiği, geçersiz sözleşmelerden dolayı olumsuz zararın istenebileceği, bu zarar kapsamında kaçırılan fırsat karşılığının da bulunduğu, olumsuz zararın bazı özel durumlarda olumlu zarar kadar dahi olabileceği, MK.nun 2. maddesine göre akdin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği hallerdeki zarar kavramları, hep bu zaruretin sonucu ortaya konulan düşünce ve uygulamalardır. Yargının asıl görevi toplumun huzurunu sağlamaktır. Bunun için uygulanması gereken kurallar, mevcut yasaların ışığında bu yasa hükümlerine aykırı düşmeyecek şekilde yorumlanıp uygulanmalıdır.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Somut olayda davacı satım bedeli olarak davalılara 20.4.1993 tarihli sözleşme ile 80.000.000 TL. ödemiş olup, davalılardan Nazlı İzgi'nin kendisine karşı 23.6.1997 tarihinde açtığı müdahalenin meni davası bu davanın açıldığı tarihten sonra 8.2.2000 tarihinde kesinleştiğinden davacının davalılara karşı açtığı bu davası ile 4.2.1998 tarihi itibariyle aktin ifasının imkansız hale geldiğini öğrendiğinin kabulü zorunludur. Hal böyle olunca 20.4.1993 tarihi itibariyle ödenen 80.000.000 TL.nin dava tarihi olan 4.2.1998 itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli raporla belirlenmeli, belirlenen bu bedelin ½ oranından davalılardan Nazlı İzgi'nin sorumlu olacağı kabul edilmeli, kabul edilecek bu miktardan icra dosyasına yine Nazlı İzgi tarafından ödenen 80.000.000 TL.'nın mahsubundan sonra bakiye miktara hükmedilmelidir. Mahkemece açıklanan bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın her iki taraf yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy