(818 S. K. m. 535/7)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile Serkul-I isimli restoran barı ortak olarak işletme konusunda anlaşmaya vardıklarını, bu amaçla 19.4.2002 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, sermaye olarak davalıya 6000 İngiliz Paundu ödediğini, davalının parayı aldıktan sonra kendisinin hesaplara ve işletmeye karışmasına izin vermediğini, böylece ortaklığı bitirdiğini ileri sürerek ödediği 6000 İngiliz Paundunun tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile anılan işyerinin ortak açılması konusunda şifahen anlaşmaya vardıklarını, davacının vaad ettiği sermaye borcunu yerine getirmediğini, ortaklığın faaliyete geçmesinden sonra da kızını işyerine bıraktığını, ortaklığı kızı ile birlikte işlettiklerini, davacının kar payı istediğini, ortaklığın sezonu zararla kapatması nedeniyle kar payı veremediğini, davacının da ülkesine döndüğünü savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının dayandığı belgelerin talep edilen parayı ödediğini ispat eder nitelikte bulunmadığı gerekçe gösterilerek ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, ortaklığa sermaye payı koyduğunu yasal delillerle ispat edememiş ise de, taraflar arasında ortak olarak Serkul-I isimli restoran/bar kurulduğu davalının kabulünde olduğu gibi bu husus taraflar arasında İngilizce olarak düzenlenip, mahkemece Türkçe'ye tercüme ettirilen 19.4.2002 tarihli sözleşme kapsamından da açıkça anlaşılmaktadır. Ortaklardan birisinin sermaye koyma borcunu yerine getirmemiş olması, ortaklıktan talepte bulunma hakkını ortadan kaldırmaz. Sadece diğer ortağa BK. 535/7 maddesi hükmünce ortaklığın feshini isteme hakkı verir. Yine bu davada davacının ortaklığa koyduğunu iddia ettiği sermaye yönünden talepte bulunmuş olması, ortaklığın fesih ve tasfiyesine yönelik talebini de içerir. Toplanan delillerden az yukarıda açıklandığı gibi davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediği, kurulan ortaklıkta idareci ortağın davalı olduğu, dava tarihi itibariyle ortaklığın fiilen faaliyetini sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, idareci ortak olan davalıdan ortaklığa yapılan tüm masraflar, elde edilen kazanç ve ortaklığın borçları yönünden belge ve delillerini ibraz etmesi, böylece hesap vermesi istenmeli, verilen hesap üzerinde tarafların uyuştukları ve uyuşmadıkları noktalar saptanmalı, uyuşulmayan noktalarda tarafların delil ve karşı delilleri toplanmalı, gerekirse mahallinde uzman bilirkişi veya kurulu aracılığı ile inceleme ve araştırma yapılıp, karar tarihine en yakın tarih itibariyle ortaklığın tüm aktif ve pasifleri saptanmalı, öncelikle ortaklık borçlarının mahsubu yapılmalı, bundan sonra davalının koyduğu sermayesi iade edilmeli daha sonra arta kalan her hangi bir miktar mevcut ise bu miktarın yarısına hükmedilmeli ve böylece tasfiye sağlanmalıdır. Mahkemenin bu yönlerde her hangi bir inceleme ve araştırma yapmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy