(818 S. K. m. 321, 390)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı hastanede karaciğerindeki kist teşhisi üzerine, davalı doktor tarafından 3.2.1999 tarihinde ameliyat edildiğini ancak hatalı ameliyat nedeni ile 6.2.1999 tarihinde ameliyat edildiğini ve 21 gün hayati tehlike nedeni ile hastanede kaldığını ve kist ameliyatının ancak Cerrahpaşa hastanesinde gerçekleştirildiğini, davalıların kusuru nedeni ile 511.000.000 TL maddi tazminat, 3.000.000.000 TL gereksiz ameliyatlar nedeni ile estetik masrafı 1.820.000.000 TL kazanç kaybı ve 5.000.000.000 TL manevi tazminatın faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, ameliyat ve sonrasında yapılan tedavi sırasında kusurları olmadığını, ileri sürerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 118.235.625 TL. maddi ve 1.000.000.000 TL. manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasındaki ilişki, vekalet sözleşmesine dayanmaktadır. Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafifte olsa, sorumluluğunun unsuru olarak kabul edilmelidir. ( BK. 390, 321/1 md. ) Somut olayda, davacı davalının yanlış tedavisi sonucu işinden alıkonulduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat ile tedavi giderlerini istemiştir. Davalılar ise kendilerine kusur izafe edilemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece bilgisine başvurulan Yüksek Sağlık Şuraa'sı ameliyatı yapan doktora 1/8 kusur izafe etmiş, kalan 7/8 kusurun kime ait olduğunu bildirmemiştir. Mahkemece bu kusur oranı gözetilerek tazminata hükmedilmiştir. Bilirkişi raporunda davacıya atfedilen kusur bulunmadığı bildirildiğine göre, vekil durumunda olan davalılar, davacının zararının tamamından sorumludurlar. Bu nedenle kusur nedeniyle indirim yapılması usul ve yasaya aykırıdır. Davacı kusursuz olduğundan bilirkişi raporunda saptanan maddi tazminat miktarının tamamına hükmedilmesi gerekirken, davacıya kusur yüklenmediği halde indirim yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2.bentte belirtilen nedenle davacı, yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy