(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Zehra Yöntemli'nin Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, davalının hastanede yapılan ameliyatında kullanılan malzemeleri kendilerinin verdiklerini, davalının bu malzeme bedellerini Bağkur dan tahsil etmek için vekaletname vermesine rağmen Bağkur'un fatura bedelini ödemediğini, davalının da fatura bedelini ödememesi üzerine icra takibi yaptığını, ancak davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı Zehra, kendisine husumet düşmeyeceğini, bedelin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Dahili davalı Bağ-Kur vekili borçlu sıfatı ile aleyhlerine icra takibine girişilmediği için itirazın iptali davasına dahili davalı olarak dahil olarak dahil edilmelerinin yargılama usulüne aykırı olduğunu, hastanenin usulsüz işlemlerinden kurumun sorumlu olmadığını savunarak öncelikle davanın husumetten olmazsa esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının faturasının alacağın mevcudiyeti için yeterli olmadığı, akdi ilişkinin ispat edilmediği, Bağ-Kurun davaya dahil edilmesinde davacının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve dahili davalı Bağ-Kur tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacının icra takibini sadece davalı Zehra Yöntemli aleyhine yaptığı, kararı temyiz eden Bağ-Kur aleyhine yapılmış bir icra takibi olmadığı gibi Bağ-Kur aleyhine de usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından Bağ-Kurun temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine; Davacı bu davada fatura konusu malzemelerin davalının ameliyatında kullanıldığını belirterek itirazın iptalini istemiştir. Davalı gerek icra takibindeki itirazında ve gerekse cevap dilekçesinde malzemeleri olmadığına dair herhangi bir beyanda bulunmadığı gibi, davalı Zehra'nın davacıya verdiği vekaletnamede de tedavisinde kullanıldığını kabul ettiği malzemelerin bedelini Bağkur'dan tahsil etmesi için davacıyı vekil tayin ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, mahkeme kabulünün aksine, davacı ile davalı arasında akti ilişkinin varlığının kabulü zorunlu olup, davacı bu malzeme bedellerini istemekte haklıdır. Ne var ki davalı cevap dilekçesinde faturanın rayicin çok üzerinde düzenlendiğini de savunarak bedele de itiraz etmiştir. Mahkemece, düzenlenen fatura içeriğindeki malzemelerin talep edilen bedellere uygun olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bağ-Kur'un temyiz dilekçesinin reddine, ( 2 ) numaralı bent uyarınca temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy