(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 10.5.2000 tarihli Düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereğince davalıya sattığı dairenin Haziran 2000 tarihinde tesliminin kararlaştırıldığını, 20.5.2000 günlü fiilen teslim edildiği halde davalının 26 aylık gecikme nedeniyle kira bedeli talebiyle icra takibi yapması üzerine 11.11.2002 tarihinde sulh sözleşmesi yapmak zorunda kaldığını öne sürerek, icra tahdidi ile ödediği 1.475.000.000 TL.'nin tahsiline karar verilmesin istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, davacının rıza ve uzlaşarak ödediği parayı isteyemeyeceğini, oturma izninin alınmadığını bildirerek, yersiz olan davanın reddini dilemiştir.
Taraflar arasındaki 10.5.2000 tarihli Düzenleme gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davacı, davalıya dava dışı kooperatifin yaptığı ve kendisine isabet eden A Blok 5. kat 25 no.lu bağımsız bölümü 2.000.000.000 TL. ye davalıya satılıp, bedelin ödendiği, Haziran 2000 tarihinde teslim edilmediği takdirde geciken her ay için aylık 30.000.000 TL. kira ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Davacı tarafından daire 2000 Mayıs ayı içinde iskanı alınmadan davalıya teslim edilmiş; davalı tarafından da taşınmazın içerisine girilmiştir. Davalı, tesliminin hukuka uygun olmadığını, iskan ruhsatı alınmadan şantiye elektriği normale dönüşmeden teslim olması nedeniyle, ortada bir teslimin olmadığını ileri sürerek 30.6.2000-30.8.2002 tarihine kadar 26 aylık sözleşmede kararlaştırılan kira bedelinin tahsili için icra tahsiline girişmiş; takip itiraza uğramadan kesinleşmiş olduğu için taraflar 8.10.2002 tarihinde sulh sözleşmesi yapmışlar ve buna göre davacı 1.475.000.000 TL. ödemeyi kabul etmiş ve sonra da ödemesi üzerine davalı vekili tarafından 12.11.2003 tarihli ibra belgesi verilmiştir. Durum böyle olunca davacının sulh sözleşmesini ve ödemeyi icra tehdidi altında yaptığının kabulü gerekir. Öte yandan davalı daireye fiilen teslim alıp, sözleşmede kararlaştırılan tarihten 1 ay önce içerisine girdiğine göre teslim hukuki işleminin gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerekir. Böyle olunca mahkemece davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Açıklanan gerekçe ile temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy