(4822 S. K. m. 23, Geç. m. 1) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat S. Sönal gelmiş, diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka, davalının kredi kartı borcunu süresinde ödemediğini, kredi kartı hesabının 23.8.2002 tarihi itibari ile kat edildiğini, aleyhine girişilen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatı ve yargılama giderleriyle vekalet ücretine hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, duruşmalara katılmadığı gibi cevapta vermemiştir.
Davanın açıldığı İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.10.2003 tarihli 2002/644 esas, 2003/860 karar sayılı ilamıyla, 4077 sayılı yasanın 4822 sayılı yasa ile değişik 23. maddesine göre uyuşmazlığın niteliğine göre davaya İzmir Tüketici Mahkemesinin bakmakla görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, Dosyanın gönderildiği İzmir Tüketici Mahkemesince, Davanın alacak davası olarak kabulü ile davacı bankanın davalıdan 14.3.2003 tarihi itibari ile toplam olarak 3.419.768.877 TL alacaklı olduğuna, 12*284.980.740.TL olarak ödenmesi gerektiğine, borcun bu şekilde tasfiyesine, yasal koşulları oluşmadığından inkar tazminatına yer olmadığına karar vermiş ve hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı bankaya, kredi kartı borçlusu olan davalının borcunu ödememesi üzerine hakkında icra takibine girişildiği, borçlu davalı tarafından süresinde takibe itirazda bulunulduğu, bunun üzerine duran takibin canlandırılması için davacı banka tarafından eldeki itirazın iptali ve takibin devamına ilişkin davanın açıldığı anlaşılmıştır. Yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe giren 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesine göre yasanın yayım tarihi olan 14.3.2003 tarihinden önce borçlunun temerrüdünün gerçekleşmesi nedeni ile ödenmeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçlarına ödeme kolaylığı getirilmiş, ancak bu geçici maddeden kredi borçlusunun istifade edebilmesi için de, tüketicinin kredi verene kanunun yayımı tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı müracaat koşulu getirilmiştir. Davalının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için yazılı müracaatı olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi, davacı banka vekilleri tarafından da davalının bir başvurusu olmadığı açıklanmış, mahkemece de davalının başvurusu olmadığı kabul edilmesine rağmen, henüz davanın derdest olduğu dönemde 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi yürürlükte olmadığı gerekçe gösterilerek davalının yasadan faydalanılması sağlanmıştır. Az yukarıda açıklandığı üzere davalının yasanın yürürlüğe girdiği tarihte kanuni süre içinde yasadan faydalanmak için başvurusu olmadığına göre, yasadan yararlanamaz. Mahkemenin açıklanan hususları göz ardı ederek davalıyı 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlandıracak şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 400,00 YTL. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 23.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy