(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Banka ile S. Türkmenoğlu arasında düzenlenen kredi kartı sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, borcun asıl borçlu tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili için icra takibine girişildiğini, 28.04.2003 tarihinde 4822 sayılı yasadan yararlanmak amacıyla başvuruda bulunduğunu, bankanın hazırladığı ödeme planına göre bugüne kadar toplam 4.410.000.000 TL ödediğini, ne var ki sözleşmedeki limitin 1.250.000.000 TL olduğunu dolayısıyla kefil olarak bu miktarın ödeme tarihine kadar işleyecek faizi ile birlikte sorumlu tutulabileceğini, gerçekte borcunun 2.691.390.000 TL olduğunu ileri sürerek davalıya 3.188.610.000 TL borçlu olmadığının tespiti ile fazla ödediği 1.718.610.000 TL. nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı banka ile diğer davalı kefil E. Sarıkaya davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı S. Türkmenoğlu hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına, E. Sarıkaya hakkında açılan davanın reddine, davalı Banka yönünden açılan davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak davacı kefilin sorumlu olduğu miktarın 2.691.390.000 TL borçlu olduğunun ve fazla ödediği 1.718.610.000 TL. nin davalı bankadan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla ödediği miktarın ödenme tarihleri nazara alınarak, ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kefil, asıl borçlunun kredi kartından kaynaklanan borcunu ödemediğini, davalı bankanın asıl borçlu ve kefiller hakkında icra takibine giriştiğini, 4822 sayılı yasadan yararlanmak amacıyla menfi tespit davası açma hakkını saklı tutarak başvuruda bulunduğunu, 14.05.2003 tarihli protokol ile ödeme yapmayı kabul ettiğini, ancak sorumluluğunun sözleşmede belirtilen limit ile sınırlı olduğunu, fazla ödemede bulunduğunu borcunun 2.691.390.000 TL olduğunun tespiti ile fazla ödediği 1.718.610.000 TL. nin tahsilini istemiştir.
4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin amacı, bu kanunun yayınlanmasından önce temerrüt nedeniyle ödenmeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borcunun temerrüt tarihinden itibaren başvuru tarihine kadar yıllık %50 faizi de belirlenip 12 taksit de ödenerek tasfiye edilmesi amacıyla düzenlenmiştir. Ne var ki bu yasadan yararlanabilmek için yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi veren kuruluşa yazılı başvuruda bulunulması gerekir.
Davacı kefilin, bankaya bu süre içerisinde yapmış olduğu bir başvurusu yoktur. Yasada öngörülen süre geçtikten sonda davacı 28.04.2003 tarihinde başvuruda bulunduğundan, artık bu yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması mümkün değildir. Hal böyle olunca taraflar arasında düzenlenen 14.05.2003 tarihli protokole tarafların uyması gerekir. Bu protokole göre de davacının yapmış olduğu fazla bir ödeme yoktur. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yazılı düşüncelerle kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davalı banka lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy