(2004 S. K. m. 68) (818 S. K. m. 101) (4822 S. K. Geç. m. 1) (4077 S. K. m 23)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı H. Fuat Tozkopar'ın kredi kartı borçlusu, diğer davalı Necati Başar'ın da onun fiilini taahhüt eden kişi olduğunu, kredi kartının limitsiz olduğunu, davalı kredi kartı borçlusunun gönderilen ihtara rağmen borçlarını ödemediğinden hakkında icra takibi yapıldığını, davalıların icra takibine de itiraz ettiklerini bildirip, davalıların icra takibine vaki itirazın iptaline, inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, Hasan Fuat Tozkopar davanın reddini savunmuş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davalıların 1.630.274.821 Lira borçlu olduklarından bu miktar üzerinden takibe vaki itirazın iptaline, inkar tazminatı ve fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı Hasan Fuat Tozkopar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davalının davacı bankadan alıp kullandığı kredi kartı borçlarını ödememesi nedeniyle hakkında yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebiyle açılmıştır. Yargılama devam etmekteyken kredi kartları borçlarının tasfiyesi amacı ile 4822 sayılı yasa çıkarılarak yürürlüğe girmiştir. Davalının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için davacı bankaya 11.4.2003 tarihinde ve süresi içerisinde başvurduğu, dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı bankanın, davalının istenen taahhütnameyi imzalamadığından bahisle yasadan faydalanamayacağına dair savunması doğru olmayıp, mahkemenin davalının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanacağına dair kabulü doğrudur.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak Ú akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda davacı tarafın davalının temerrüde düştüğünü bildirdiği 13.8.2001 tarihinde davalının bankaya başvurduğu 11.4.2003 tarihine kadar davacının istediği ana paraya %50 yıllık faiz uygulanmak yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi, avukatlık ücreti, faizin banka sigorta vergisini borca ilave etmek, bankaya başvurma tarihine kadar ki yapılan ödemelerde düşülerek davacının bulunan toplam alacağı bulunmalıdır. Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporundaki hesaplama şekli ve davalı hakkındaki yapılan icra takip tarihi olan 2.10.2001 tarihi itibariyle borcun hesaplanması doğru değildir. Böyle bir rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Öyle ise mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırıp hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3- 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 23. maddesinin 3.fıkrasında, tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve bakanlıkça açılacak davaların, her türlü resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm tüketicilerin ve tüketici örgütlerinin kolaylıkla dava açmalarını sağlama amacına yönelik olup, bu nedenle dava açarken bunlar, harçtan sorumlu tutulmamışlardır. Yasa koyucunun maddeyi yasaya koyuş amacı nazara alındığında tüketicilerin açtıkları davanın reddi veya haklarında açılan davanın aleyhlerinde neticelenmesi halinde tüketicilerin harçla sorumlu tutulmamaları gerekir. Mal ve hizmet sunan satıcıların ise harçtan sorumlu tutulmamasına ilişkin yasada bir hüküm yoktur. Satıcı tarafından tüketici hakkında açılan davanın açılışında harç alınması gerektiği gibi, açtığı davanın reddi ve hakkında tüketici tarafından açılan davanın aleyhine sonuçlanması halinde harçla sorumlu tutulması ve kararı temyiz ettiklerinde de temyiz harcının alınması, Harçlar Kanunu'nun amir hükümleri gereğidir.
Mahkemece bu yön gözetilmeksizin davalı tüketicinin kararla birlikte harçla sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1. bent gereği davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereği kararın her iki taraf yararına, 3. bent gereği kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy